logo

reklam

Taner GÜZEY yazdı… “TANER GÜZEY İLE MODA SERÜVENİ”


admin
bilgi@manisahabergazetesi.com.tr

 

 

 

 

 

Senden ayrı yaşayamam

Çünkü çok sevdim seni

Hasretine dayanamam

Sen de terk etme beni

Ancak bütün güzellikler, iyilikler saygı, sevgi ve daha neler neler bizleri bir bir terk ediyor. Bu da ne demek demeyin bana gerçeklerden kaçamazsınız ve saklanamazsınız. Peki o zaman ne yapacaksınız işte yine sırası geldi birbirinizin yüzüne bakın derler bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim ve de tam sırası kıyafetlerinize bakın. Bakalım ne göreceksiniz. Çünkü parasını verip aldığınız kıyafeti artık geri dönüşüm yapamazsınız. Bu da şu demek oluyor. Sora ne yapacaksınız? Para kazanmanız lazım. Ama nasıl “balık yemeyi değil balık tutmaya çalışacaksınız ama nasıl düşünün bakalım.

Biliyorsunuz Anadolu kumaşı kullanacağım dedim ve de Anadolu toprağı o da ne demeyin. Kil ilk yıllar topraktan üretilen ürünler yani seramikler. Ülkemizi seviyorsak inceleyeci ve araştırıcı olmazsınız. Kendi egonuzu tatmin için bana ait deyip ortalıklarda gezmenizin hiç ama hiç faydası yok. Ülkemin her bölgesinde olan önemli doneleri Batı alıyor ve bize satıyor. Biraz düşünün bakalım. Sen ben kavgası yerine zihninizi ve ellerinizi kullanın. Zekanızla!

Seramik dedim uzakta aramayın yanı başınızda bitiveriyor. Tesadüfler beni seramik sanatçısı Bükre Balaban ile kesiştirdi yolları. Toplama ürünlerle antika ya da otantik toplanmış ürünlerle isminizi ya da tarzınızı ki o da ne demek hiç anlamıyorum bohçacı tarzı oluşumlar ve de ihtiras sizi hiç de bir yere götürmüyor. Bilmem anlatabildim mi?

Neyse bu hafta bu kadar nelerle bekliyor bizi neler. Bilemeyiz ki tedbirli olmakta fayda var. Sonu hüsran, acı adına hayat denilen bir varmış bir yokmuş olan ve de acı sonla her şey yok olur.

Her şey bizler için. Bunu unutmayalım ,günleriniz, anılarınız ve sağlığınız sizlerle olsun. Hoşçakalın.

Share
80 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Gülçin HAZIR yazdı… “KÖY ENSTİTLERİNİN 79. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN”

    21 Nisan 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

            “Cumhuriyet tarihinin en önemli eğitim kurumlarından olan Köy Enstitüleri, kuruluşunun 79. Yılını kutluyoruz.” Türk eğitim tarihinde önemli bir devrim yaratan Köy Enstitüleri köye öğretmen ve köye yararlı diğer meslek erbabını yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940 yılında 3083 sayılı yasayla Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı ve İsmail Hakkı Tonguç’un önderliğinde kurularak, genç Türkiye Cumhuriyetinin aydınlanma yolunda en önemli eğitim hizmeti olmuştur. Köy Enstitüleri savaştan çıkmış, viraneye dönmüş, ...
  • Taner GÜZEY yazdı… “TANER GÜZEY İLE MODA SERÜVENİ”

    21 Nisan 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

            Sormadın halimi hiç kalbimin esrarı nedir Çekerim aşkını çılgın gibi ben kaç senedir Ölmeden ruhuma sen bari biraz neş’e getir Çekerim aşkını çılgın gibi ben kaç senedir. Makam: Hüzzam Beste: Selahattin Pınar Güfte: Mustafa Nafız Irmak Gözlerim hiç yalan söylemez, toplumsal çöküntü var mı yok mu demeye gerek yok. Görünen köy kılavuz istemiyor maalesef. Etrafıma baktığım zaman çok dejenere olduğu kesin. Gerçek şu ki eğitim anne rahminde başlıyor. Devam eden bir süreç ama sonuç ne oluyor bi...
  • Hakan AĞAR yazdı… “PLANINIZ VAR MI? AÇIKLAYIN YOK MU? BIRAKIN”

    18 Nisan 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

            Geçtiğimiz hafta yazdığım köşe yazısı Manisaspor sevenlerini duygularını dışa vurmaya itmiş. Neler neler olmadık ki; Yalakanın alası, paralı, kiralık kalem, Manisaspor düşmanı ve birçok yeni sıfat. Köşe yazısı yazmaya başladığım dönemden beri her zaman benimsediğim bir lafı hatırladım; Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar. Ancak fark etmez, biz doğru bildiğimizi de yazmayacaksak zaten bu mesleğe layık değiliz demektir. Benim son köşe yazıma aldığım tepkilerden çıkarttığım 4 net saptamam var; 1- Manisas...
  • Bedriye AKSAKAL yazdı… “DOSTLAR”

    18 Nisan 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

              Bir taraftan bilgisayarla dostluğumu sürdürürken, diğer taraftan en yakın dostlarım yine kitaplarım oldu. Sevgili Şükran, uzun bir süredir polisiye ve macera  romanı okumamıştım. Ağırlıklı olarak okuduklarımın tümü yakın tarihimizle ilgili ve birde tat bırakan romanlardı. “Leyleklerin Uçuşu “ adlı serüvenlerle dolu kitabı okuyunca gençliğime bir kez daha yol aldım. Başımda kavak yelleri estiği dönemlerde, ne çok macera ve polisiye kitapları okumuştum. Özellikle Mayk Kambırları. O kitapları okuya...