Boğdanın alınması hangi padişah?
Boğdan'ın Alınması: Hangi Padişahın Eseri?
Boğdan meselesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun genişleme stratejisinde önemli bir dönüm noktasıdır. Bu toprakların nihai olarak Osmanlı hakimiyetine girmesi, tek bir padişahın değil, birden fazla padişahın politikaları ve askeri seferlerinin bir sonucudur. Ancak, eğer bu konuya net bir isimle yaklaşmak gerekirse, Fatih Sultan Mehmet Han'ın rolü yadsınamaz.
Fatih Sultan Mehmet döneminde Boğdan'la ilişkiler oldukça dinamikti. Tarihi kaynaklara göre Fatih, Boğdan prensiplerini (voyvodalarını) Osmanlı Devleti'nin vasalı haline getirme politikasını izlemiştir. Bu, doğrudan bir fetih olmasa da, bölge üzerinde Osmanlı nüfuzunu pekiştiren önemli bir adımdır. Fatih'in en bilinen seferlerinden biri 1475'teki Boğdan Seferi'dir. Bu sefer sonucunda, Boğdan prensi Eflak ve Boğdan'ın diğer önemli şehirlerini Osmanlı Devleti'ne teslim etmek zorunda kalmış ve Osmanlı Devleti'nin hakimiyetini tanımıştır. Bu, Boğdan'ın Osmanlı siyasi coğrafyasına entegrasyonunun ilk ve en önemli adımlarından biridir.
Deneyimlerime göre, bu tür siyasi ve askeri hamleleri tek bir olaya indirgemek yanıltıcı olabilir. Fatih'in attığı temeller, sonraki padişahlar tarafından da devam ettirilmiştir. Örneğin, III. Vlad (Kazıklı Voyvoda) ile olan ilişkileri ve bu ilişkilerdeki siyasi manevralar, Fatih'in Boğdan üzerindeki etkisini gösteren somut örneklerdir. Fatih, Boğdan'ı tamamen kendi topraklarına katmaktan ziyade, bölgesel bir güç olarak Osmanlı Devleti'nin etkisi altına almayı hedeflemiştir. Bu stratejinin başarısı, gelecekteki Osmanlı-Boğdan ilişkilerinin de belirleyicisi olmuştur.
Fatih'in Boğdan Politikası ve Etkileri
Fatih Sultan Mehmet'in Boğdan politikası, Osmanlı'nın Balkanlar'daki hakimiyetini pekiştirmek ve Avrupa'ya doğru ilerleyişini güvence altına almak üzerine kuruluydu. Boğdan, stratejik konumu itibarıyla Karadeniz'e açılan bir kapı ve aynı zamanda Lehistan gibi potansiyel rakiplerle sınırdaş bir bölgeydi. Bu nedenle, Boğdan'ın Osmanlı nüfuzuna girmesi, hem ticari hem de askeri açıdan büyük önem taşıyordu.
Fatih'in Boğdan'a yönelik seferleri, sadece askeri güç gösterisiyle sınırlı kalmamış, aynı zamanda diplomatik manevraları da içermiştir. Prenslerin (voyvodaların) yıllık vergi ödemesi ve askeri destek sağlaması gibi yükümlülükler getirilmiştir. Bu durum, Boğdan'ı doğrudan bir eyalet haline getirmese de, bir "vasal devlet" statüsüne sokmuştur. Bu tür bir yönetim biçimi, Osmanlı'nın farklı coğrafyalara ve kültürlere uyum sağlama yeteneğini de göstermektedir.
Deneyimlerime göre, bu dönemdeki diplomatik yazışmalar ve antlaşmalar, Fatih'in ne kadar incelikli bir siyaset izlediğini ortaya koyar. Örneğin, bazı dönemlerde Boğdan prenslerinin isyan etmesi veya başka devletlerle işbirliği yapması gibi durumlar yaşansa da, Fatih'in kararlı duruşu ve askeri gücü, bu tür girişimleri büyük ölçüde kontrol altında tutmuştur.
Boğdan'ın Tam Olarak Osmanlı Toprağı Olması
Boğdan'ın tam anlamıyla Osmanlı İmparatorluğu'nun bir eyaleti haline gelmesi süreci, Fatih Sultan Mehmet'ten sonra da devam etmiştir. Ancak, Fatih'in attığı temeller olmasaydı, bu süreç çok daha farklı ilerleyebilirdi. Fatih'in döneminde kurulan vasallık ilişkisi, zamanla daha da pekişmiştir. Özellikle Kanuni Sultan Süleyman döneminde Boğdan üzerinde Osmanlı hakimiyeti daha da belirgin hale gelmiştir. 1538'deki Mohaç Seferi'nden sonra Kanuni'nin bizzat Boğdan'a giderek buradaki durumu yeniden düzenlemesi ve Boğdan prensi Petru Rares'i tahttan indirip yerine Osmanlı'nın onayladığı birini getirmesi, bu hakimiyetin somut bir göstergesidir.
Özetle, Boğdan'ın Osmanlı siyasi coğrafyasına dahil edilmesi, Fatih Sultan Mehmet'in başlattığı ve sonraki padişahların devam ettirdiği uzun soluklu bir süreçtir. Ancak, bu sürecin ilk ve en önemli adımı, kesinlikle Fatih Sultan Mehmet'in askeri ve diplomatik girişimleriyle atılmıştır.