Yüce Allah'ın zatı ne demek?
Yüce Allah'ın Zat'ı: Anlamak ve Yaklaşmak
Yüce Allah'ın zatı, yani O'nun "özü", "kendisi" demek. Bu, bizim bildiğimiz, algıladığımız hiçbir şeye benzemez. Düşün ki, evrende gördüğün her şeyin bir başlangıcı, bir sonu var, bir mekâna ihtiyacı var, bir şekli var. Allah ise bütün bunlardan münezzeh. O, ilk ve son değil, çünkü O zaten var. Mekânı yok, çünkü her yer O'nun ilmi ve kudretiyle kuşatılmış durumda. Şekli yok, çünkü O'nunla benzer hiçbir şey yok.
Kur'an-ı Kerim'de Âl-i İmran Suresi'nin
- ayetinde şöyle buyrulur: "De ki: 'Ey mülkün sahibi olan Allah'ım! Mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini alçaltırsın. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye kadirsin.'" Bu ayet, O'nun zatının sınırsız kudretini ve egemenliğini gösterir. Yani O'nun zatı, bizim "varlık" dediğimiz şeyin ötesindedir.
Zat ve Sıfat Ayrımı: Bir Benzetme Denemesi
Allah'ın zatını anlamak için O'nun sıfatlarına bakabiliriz. Sıfatlar, O'nun zatından ayrı şeyler değil, zatının tecellileridir. Örneğin, Allah'ın "Rahim" olması, O'nun zatından bir parçanın bize merhamet etmesi değil, O'nun zatının gereği olarak merhamet etmesidir. Tıpkı güneşin ışığı gibi. Güneşin ışığı, güneşin kendisinden ayrı bir şey değildir, güneşin varlığının bir gereğidir. Eğer güneşin ışığı olmasaydı, biz onu görmezdik. Aynı şekilde, Allah'ın sıfatları, O'nun zatını tanımamız ve O'na yaklaşmamız için bize verilmiş birer penceredir.
Deneyimlerime göre, bu sıfatları düşünmek, Allah'ı daha somut bir şekilde hissetmemize yardımcı oluyor. Mesela, bir sıkıntı yaşadığınızda Allah'ın "Semi" (işiten) olduğunu hatırlamak, O'nun sizin duanızı duyduğunu bilmek, iç huzuru verir. Ya da bir iyilik yaptığınızda O'nun "Vedud" (çok seven) olduğunu düşünmek, sevginizin karşılık bulduğunu hissetmek gibi.
Zatın Kavranamazlığı: Akıl Sınırları
Önemli bir nokta şu ki, Allah'ın zatı akıl ile tam olarak kavranamaz. Kur'an'da En'am Suresi'nin
- ayetinde şöyle buyrulur: "Gözler O'nu idrak edemez. O ise gözleri idrak eder. O, latiftir, her şeyden haberdardır." Bu, bizim, Allah'ın zatını hayal gücümüzle veya mantık kurallarıyla tam olarak resmedemeyeceğimiz anlamına gelir. Bizim algımız, yaratılmış varlıkların sınırları dahilindedir. Allah ise bu sınırların ötesindedir.
Bu, Allah'ı anlamaktan vazgeçmemiz gerektiği anlamına gelmez. Tam tersine, bu hakikat, O'na karşı daha büyük bir saygı ve huşu duymamıza neden olmalı. Deneyimlerime göre, bu kavranamazlık hissi, Allah'a olan teslimiyeti artırır. Kendi aklımızın sınırlarını bilmek, O'nun sonsuzluğunu daha iyi takdir etmemizi sağlar.
Zata Yaklaşmanın Yolları: İbadet ve Tefekkür
Peki, zatı kavranamasa da O'nun zatına nasıl yaklaşırız? Öncelikle, O'nun emirlerine uymak, yani ibadet etmek en temel yoldur. Namaz kılmak, oruç tutmak, sadaka vermek gibi farz ibadetler, Allah ile aramızdaki bağı güçlendirir. Bu ibadetler, sadece bir ritüel değil, aynı zamanda Allah'ın zatına yöneliştir.
İkinci olarak, tefekkür etmek, yani evreni ve kendi varlığımızı düşünmek de zatına yaklaşmanın önemli bir yoludur. Kur'an'da birçok ayet, tefekküre teşvik eder. Örneğin, gökyüzündeki yıldızlar, yeryüzündeki canlılar, mevsimlerin değişimi... Bunların hepsi Allah'ın zatının tecellileridir ve üzerinde düşünmek, O'nun büyüklüğünü anlamamıza yardımcı olur.
Pratik bir öneri olarak, her gün birkaç dakika ayırıp Allah'ın isimlerini ve anlamlarını düşünmek faydalı olabilir. Örneğin, El-Alim (Her şeyi bilen) ismini düşünürken, O'nun sizin en gizli düşüncelerinizi bile bildiğini hatırlamak, sizi daha dikkatli davranmaya sevk edebilir. Ya da El-Basir (Her şeyi gören) ismini tefekkür etmek, O'nun sizi her an gördüğünü bilmek, hayata bakış açınızı değiştirebilir.
Unutmamalısın ki, Allah'ın zatını tam olarak anlamak bizim için mümkün olmasa da, O'na olan imanımız, O'nun zatına olan inancımızla şekillenir. Bu yolculukta samimiyet ve ihlas en büyük sermayemizdir.