logo

reklam

Gülçin HAZIR yazdı… “+1 FARKLA BİZ AYNIYIZ”


admin
bilgi@manisahabergazetesi.com.tr

 

 

 

 

 

Siz değerli okurlarım merhaba, bugün sizlere önemli bir farkındalık günü olan 21 Mart Down Sendromlularla ilgili düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. 21 Martta yurdumuzun birçok yerinde yapılan etkinliklerde down sendromu hakkında toplumsal farkındalık yaratmak, down sendromlu bireylerin ayrımcılık ve ön yargıya maruz kalmasını önlemek, erken ve sürekli eğitim önemine dikkat çekmek amaçlanmaktadır.

Peki nedir bu down sendromu? Birleşmiş Milletlerin 21 Mart tarihini resmi Dünya Down Sendromu Günü olarak tanımasının ardından dünya genelinde çeşitli etkinlikler, bu genetik farklılığın daha da tanınmasına yardımcı oldu. Farkındalığın 21 Mart gününde olmasının nedeni ise yine kendileri kadar özel…

21. kromozomlarının 2 tane yerine 3 tane olması takvimlerde 21 ve 3 sayılarını özel kılıyor. Dünya genelinde 6 milyon, Türkiye’de ise sayıların kesin olmaması nedeniyle 100 bin civarı insanın bu genetik farklılığı taşıdığı tahmin ediliyor. Down  sendromunda ise iki adet olması gereken kromozom sayısı 21. Kromozomların 23’ü anneden 23’ü babadan gelmektedir. Down sendromunda ise iki adet olması gereken 21. kromozom üç adettir. Bu nedenden dolayı da toplam kromozom sayısı 46’dan 47’ya çıkmaktadır. Egoları, hırsları, yargılamaları yok ve bunun karşılığında merhamet, şefkat duyguları çoktur. Oysa ki onlar tıpkı bizler gibi sadece +1 kromozom fazla.

Çocuğumuz olacağının öğrendiğimiz andan doğum anına kadar olan sürede kafalarda türlü endişe ve sorular oluşur. Bunlardan birisi de çocuğum ya down sendromlu dünyaya gelirse sorusudur. Bu risk ortaya çıktığında aileler için yıkıcı olabilir ancak bu çevremizden edinilen yanlış bilgiler nedeniyle bu sonuca varırız ve geçeriz internetin başına, down sendromlu bir bebeğin yaşamı nasıl olur anlamaya çalışırız. Down sendromlu bir birey yürür mü, konuşup duyar mı, okuyup öğrenebilir mi, yalnız yaşayıp ya da evlenebilir mi ve bundan daha fazla sorular. Bu gibi sorulara en iyi cevabı da en güzel down sendromlu bireyler verebilir düşüncesindeyim. Hazırlanan videolara baktığımızda bir çocuğun bisiklete binerek evet ben bisiklete binebilirim ya da evet evlenebilirim henüz karşıma doğru biri çıkmadı gibi cevapları görürsünüz. Çevremize baktığımızda da down sendromlu gençlerin çalıştığı kafeler ve iş yerleri bu gençlerin yaşam kalitesini geliştirip adeta beceri edinmelerini sağlayan bir okuldur aynı zamanda. Bu çocuklarımız için böyle mekanların çoğalması dileğiyle sağlıcakla kalın.

Share
85 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Gülçin HAZIR yazdı… “KÖY ENSTİTLERİNİN 79. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN”

    21 Nisan 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

            “Cumhuriyet tarihinin en önemli eğitim kurumlarından olan Köy Enstitüleri, kuruluşunun 79. Yılını kutluyoruz.” Türk eğitim tarihinde önemli bir devrim yaratan Köy Enstitüleri köye öğretmen ve köye yararlı diğer meslek erbabını yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940 yılında 3083 sayılı yasayla Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı ve İsmail Hakkı Tonguç’un önderliğinde kurularak, genç Türkiye Cumhuriyetinin aydınlanma yolunda en önemli eğitim hizmeti olmuştur. Köy Enstitüleri savaştan çıkmış, viraneye dönmüş, ...
  • Taner GÜZEY yazdı… “TANER GÜZEY İLE MODA SERÜVENİ”

    21 Nisan 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

            Sormadın halimi hiç kalbimin esrarı nedir Çekerim aşkını çılgın gibi ben kaç senedir Ölmeden ruhuma sen bari biraz neş’e getir Çekerim aşkını çılgın gibi ben kaç senedir. Makam: Hüzzam Beste: Selahattin Pınar Güfte: Mustafa Nafız Irmak Gözlerim hiç yalan söylemez, toplumsal çöküntü var mı yok mu demeye gerek yok. Görünen köy kılavuz istemiyor maalesef. Etrafıma baktığım zaman çok dejenere olduğu kesin. Gerçek şu ki eğitim anne rahminde başlıyor. Devam eden bir süreç ama sonuç ne oluyor bi...
  • Hakan AĞAR yazdı… “PLANINIZ VAR MI? AÇIKLAYIN YOK MU? BIRAKIN”

    18 Nisan 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

            Geçtiğimiz hafta yazdığım köşe yazısı Manisaspor sevenlerini duygularını dışa vurmaya itmiş. Neler neler olmadık ki; Yalakanın alası, paralı, kiralık kalem, Manisaspor düşmanı ve birçok yeni sıfat. Köşe yazısı yazmaya başladığım dönemden beri her zaman benimsediğim bir lafı hatırladım; Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar. Ancak fark etmez, biz doğru bildiğimizi de yazmayacaksak zaten bu mesleğe layık değiliz demektir. Benim son köşe yazıma aldığım tepkilerden çıkarttığım 4 net saptamam var; 1- Manisas...
  • Bedriye AKSAKAL yazdı… “DOSTLAR”

    18 Nisan 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

              Bir taraftan bilgisayarla dostluğumu sürdürürken, diğer taraftan en yakın dostlarım yine kitaplarım oldu. Sevgili Şükran, uzun bir süredir polisiye ve macera  romanı okumamıştım. Ağırlıklı olarak okuduklarımın tümü yakın tarihimizle ilgili ve birde tat bırakan romanlardı. “Leyleklerin Uçuşu “ adlı serüvenlerle dolu kitabı okuyunca gençliğime bir kez daha yol aldım. Başımda kavak yelleri estiği dönemlerde, ne çok macera ve polisiye kitapları okumuştum. Özellikle Mayk Kambırları. O kitapları okuya...