logo

reklam
03 Mayıs 2018

Yanal, “Sporu seven yok, skoru seven var’’

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen ‘Dünyada ve Türkiye’de Futbol’ konulu söyleşiye konuşmacı olarak katılan Milli Takımlar Eski Teknik Direktörü Ersun Yanal, verdiği istatistik bilgiler ile Türk futbolunu ve dünya futbolunu kıyaslarken, Türkiye’deki sporda yaşanan en önemli sıkıntının eğitim olduğunu ifade etti.


MCBÜ Spor Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen ‘Dünyada ve Türkiye’de Futbol’ konulu söyleşiye konuşmacı olarak Milli Takımlar Eski Teknik Direktörü Ersun Yanal katıldı. Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde düzenlenen söyleşiye Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Bilal Gümüş, öğretim üyeleri ve Spor Bilimleri Fakültesi öğrencileri katıldı. Spor Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof.Dr. Niyazi Enişeler’in moderatörlüğünü yaptığı söyleşide Milli Takımlar Eski Teknik Direktörü Yanal, ilk olarak 33 yıl sonra mezun olduğu MCBÜ Spor Bilimleri Fakültesi’nden diplomasını almasından dolayı büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi. Yanal yaptığı açıklamada, “Rektör beyi ziyarete gittiğimizde hocamız bana sürpriz yaptı. Diplomamı verdi. 33 yıl önce mezun olduğum okulun diplomasını bugün almak nasip oldu’’ dedi.

“AVRUPA’DA EN ÇOK YABANCI OYNATAN ÜLKEYİZ’’

Milli Takımlar Eski Teknik Direktörü Yanal konuşmasında ilk olarak Türkiye’de liglerde oynatılan yabancı futbolcular konusuna değildi. Türkiye’nin Avrupa’da en çok yabancı oynatan ülke olduğuna değinen Yanal, “Ligde çok iddialı takımlarımız var. İddialar güzel. Ama biz Avrupa’nın en çok yabancı oyuncu oynatan ülkesiyiz. En çok yabancı oyuncunun onatıldığı lige sahibiz. Aynı zamanda bu ligin yaş ortalaması en yüksek olan ligiz. Yani aynı zamanda en yaşlı lige sahibiz hem de en çok yabancıyı biz oynatıyoruz. Bir ilginç olay daha var. Alt yapıdan yetiştirdiğimiz oyuncuları oynatma konusunda çok cimriyiz ve sonuncu sıradayız. Alt yapıdan oyuncu yetiştirip oynatamıyoruz. 2011 yılında yaptığım araştırmada Türkiye ligi yüzde 54 yabancılardan oluştuğunun ortaya çıktığını gördüm. Aradan 6 yıl geçti. Aradan geçen 6 yılda bu rakam yüzde 73’e yükseldi. Yani şu anda biz yüzde 73’lük bir rakamla yabancıların oluşturduğu bir ligi oynuyoruz. Son oynana Galatasaray-Beşiktaş derbisinde sadece bir Türk oyuncu vardı’’ dedi.

İSTATİSTİKLERLE TÜRKİYE’DEKİ FUTBOLU ANLATTI

Yanal konuşmasının ikinci kısmında istatistikler ile Türkiye’deki ve Avrupa’daki futbola verilen değeri dile getirdi. Yanal yaptığı konuşmada, “Türkiye’de profesyonel kulüp sayımız toplamda 3 bin 653 tanedir. Bu kulüplerimizde ise 87 bin 726 tane sporcumuz yer alıyor. Profesyonel manada alt yapı takımımız 18 ve oyuncu yaklaşık 750 oyuncumuz var. Bunların altında elit akademik liglerimiz var. Bunların toplamı da 720 tane U-14, 1580 tane U-15, U-16 1580 tane, U-17 1580 ve U-19 1580 tanedir. Toplamda 368 tane akademi ligi ve U-21 takımımız ve 7 bin 760 tane elit oyuncumuz bulunmaktadır. Amatör takımlarımızda ise toplam 7 bin 563 takım var. Bunlar 151 bin 260 oyuncudan teşekkül etmektedir. Türkiye’de amatör alt yapı gerçeğine baktığımız da 38 ilde U-11 takımı yok. 35 ilde U-12, 18 ilde U-13, 16 ilde U-14, 19 ilde U-15, 14 ilde U-16 ve 7 ilde U-17 takımı yok. Maalesef bu illerde belirtilen yaşlarda bu futbol temsil edilmiyor. Böyle bir gerçekle yüz yüzeyiz’’ diye konuştu.

“BİZ SADECE SKORA KİTLENİYORUZ’’

Milli Takımlar eski Teknik Direktörü Yanal konuşmasında, Türkiye’nin genç bir nüfusa sahip olmasına karşın, sadece 500 bin kişinin futbol oynadığına dikkat çekerek, “Rakip olan ülkelerimizle baya iddialı müsabakalar yapıyoruz. Örnek olarak Almanya ile Türkiye arasında spor açısından gerçeğe baktığımızda. Kulüp sayısı Türkiye’de 3 bin 653 kulübümüz bulunurken, Almanya’da bunun toplamı 25 bin. Takım sayısına baktığımız zaman Türkiye’de 12 bin civarında. Almanya’da bu rakam ise yaklaşık 160 bin tanedir. Ciddi bir potansiyel var. Genç nüfusa baktığımızda Türkiye’de 0-14 yaş grubunda 19 milyon çocuğumuz var. Bu Avrupa’da 33 ülkenin toplam nüfusundan daha fazla. Almanya’nın yaş ortalaması 46 iken Türkiye’nin ise 31’dir. Yani biz çok genç bir ülkeyiz. 0-19 yaş gurubunda ise ülkemizde toplam 25 milyon nüfusumuz var. Her spor branşına başlayabilme yaşı olan 0-14 grubunda nüfus 19 milyon. Ama biz zadece 500 bin kişiyi futbol oynatabiliyoruz. Ben buna yine 1 milyon diyorum. Almanya ise 7 milyon kişiyi futbolda oynatıyor. Daha bunu başka branşları da var. Biz sadece skora kitleniyoruz. Böylece de çok şeyler kaybetmeye devam ediyoruz’’ dedi.

“SPORU SEVEN YOK, SKORU SEVEN VAR’’

Türkiye’de en önemli olayın sporu sevmek yerine skoru sevmek olduğunu ifade eden Yanal, “Futbolla ilgili 1 ile 10 arasında sorunlar listesi yapıldığında birçok şey yazılır. Antrenörler 7 veya 9.’uncu sırada çıkar. Çünkü herkes sonuca ve rakama kitlenmiştir. Türkiye’de spor sever yok. Türkiye’de skor sever var. Biz toplum olarak skor sevmeye devam edersek sağlıklı bir toplum yaratamayız. Fanatizmi engelleyelim. Polislerle coplayalım. Spor kültürü ve spor adamı olmayan yerde bunu yapamazsınız. Spor adamı olmak başka bir şeydir. Spor adamı maçın sonucunu maç sattı diye değerlendirmez. Bu çok büyük bir ithamdır. Spor adamı karşısındaki rakibini takdir etmeyi iyi bilir. Spor adamı centilmendir. Rakibine saygı duyar. Dakika 90 hakem bir hata yaptı maçı sattı. Maçı kimse satmaz. Bu işler kolay değildir. Yapıldığı zaman birtakım şeyler olur. Gerçekten bir spor, sanat ve kültür toplumu bu tepkileri vermez. Bizim ülkemizde maalesef sporu değil, skora seviyoruz. Skor içinde çok büyük yetenekleri ve az sayıda bulduğumuz sporcuları kurban ediyoruz’’ dedi.

EĞİTİMİN ÖNEMİNE DEĞİNDİ

Spordaki başarının eğitime verilecek önemle olacağını söyleyen Yanal, eğitimin öneminden bahsetti. Yanal yaptığı konuşmada, “Eğitimsiz hiçbir şey olmaz. Ülkemizin en çok ihtiyacı ve gereksinimi olan şeydir. Herkes eğitimden şikayet ediyor ve eğitimdeki sorunu halledemedik. Spor, sanat ve kültürün başlangıç yeri eğitimdir. Almanya’da 25 bin kulüple bu işi hallederlerken, biz ülkede 9 bin tane bu kulüple bu işi halledemeyeceğiz. Bu iş kulüplerle halledilmeyecek. Okullara girmek zorundayız. Eğitime girmek zorundayız. Spor, sanat ve kültürü eğitimin bir parçası haline getirmek zorundayız. Ligimizin seviyoruz. Futbolcularımızın başarılı olmasını istiyoruz. Kavga olmayan, müsabakalar istiyoruz. Ama bunun için eğitim şart’’ dedi.

“ÖNCE KENDİMİZİ ORAYA NASIL ATARIZ DİYE DÜŞÜNMEK ZORUNDAYIZ’’

Milli Takımlar Eski Teknik Direktörü Yanal konuşmasını ardından söyleşiye katılanların sorularını cevapladı. Söyleşiye katılan bir öğrencinin “Yeri oyuncuların ve antrenörlerin önemine değiniyorsunuz. Peki o zaman Milli Takımımızın başında yabancı bir antrenörün olmasını nasıl karşılıyorsunuz’’ sorusuna Yanal, “Yaklaşık 25 yıllık maziye baktığımızda birçok yabancı teknik direktör ülkeye geldi. Birçok yabancı teknik direktör görev yaptı. Bunların içerisinde önemli katkılarda bulunduğunu düşündüğüm bizi aydınlatan, vizyona taşıyan birçok çalışan oldu. Hepsini saygıyla anıyorum. Bence tamamen organizasyonun başındaki tanımlamamız. Biz ülke olarak yabancı oyuncularımızı dışarıya yollayan, yabancı oyuncularımızın oynadığı ligleri seyrettiğimiz bir ülke değiliz. Çünkü bir repütasyon olarak diyebileceğim bir referansa sahip değiliz. Keşke bizde dışarılara gidip dışarıda bu referansları sağlayalım ve talep edilen olalım. Ama bu konuda güvenilir değiliz. Çünkü bu konuda güvenilir olsak bizi talep ederlerdi. Birçok antrenörün, bizim Türkiye’deki antrenör arkadaşlarımızın bilgisinden, becerisinden, yeteneklerinden yoksun olduğunu kesin biliyorum. Çok ta önemli değil. Çok becerili antrenörlerimiz var. Biz bu tür sorularla hep karşı karşıya kalıyoruz. Ben böyle düşünüp, böyle sorular sorulacağına kendimizi oraya nasıl atarız düşünmek zorundayız. Bu bizim eksiğimiz. Bugün kendisini kanıtlamış, başarısıyla gündeme gelmiş başarılı bir teknik direktör milli takımızı çalıştırıyor. Bu tartışılır yapardı, yapmazdı, doğruydu yanlıştı. Böyle demek lazım. Tamamen bizim değerlerimiz ve becerilerimiz ne ki oraya gitmemiz lazım. Bizim beceri ve değerlerimizi sorguladığımızda bizi tüm dünya kupalarına taşıyanlar yerli antrenörlerdi. Bun yapabiliyoruz. Ama bunu tartışacağımıza önce kendimize odaklanmamız lazım. Kendi becerilerimizi, yeteneklerimizi daha nasıl arttırırız ona bakalım’’ dedi. Söyleşinin ardından Yanal’a Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Bilal Gümüş tarafından teşekkür belgesi ve plaketi takdim edildi. Yanal daha sonra üniversite öğrencileri ile birlikte bol bol hatıra fotoğrafı çektirdi. Coşkun Kököz

Share
303 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ