Coğrafya dersinde Rüzgar Santralini gezdiler
Anahtarlar birlikte kullanılırsa hizmet olacak
Gazili öğrenciler önce büyüttü, sonra doğaya saldı
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

TACİZ VE TECAVÜZE UĞRAYAN KADINLAR BİZİM KADINLARIMIZ

Bedriye Aksakal
AKSAKAL'CA
07.03.2012 / 00:00


8 Mart yaklaşınca, nedense her an "acıyı bal eyleyen" kadınlar belleğime üşüşüyor.



Hani taciz edilen, tecavüze uğrayan kadınlar. Dünyanın neresinde olursa olsun, dakikada tecavüze uğrayan kadınların gözyaşları, gözyaşlarım oluyor. Hocalı katliamında karnı deşilerek, canlı canlı bebeklerin yok edilişleri, öldürülen Azerbeycanlı kadınlarımız gözlerimin önünde.



Elinde şekerle dolaşıp, amca bana bir şeker ver diyen, çocukların annesiz kalışları da bir film gibi gözlerimin önünden geçiyor.



"Anne hiçlik ne demek ." diyen çocuklar da filmin içinde.



Dağlarda kış ve kıyamette vatan savunmasını yaparken şehit düşen Mehmet'imin ardından ağlayan anneler, eşleri ve masum çocukları da gerçek filmin içinde.



Ve  8 Mart'ta  amacının dışında 8 Mart'ı kutlayan kadınlarımız da filmin içinde. Filmin içinde o değin kadın var ki. Kimi tarlada çalışırken emeğinin karşılığını almadan, ekmek uğruna toprakla savaşan kadınlarımız, fabrikalarda, iş yerlerinde çalışan emekçi kadınlarımız ve diğer tarafta da evde dünyadan bi habersiz dört vardiya çalışan kadınlarımız.



Yuvayı bir de dişi kuş yapar diyorlar. Ama bazı kadınlarımızın bulundukları yerlerde birileri evlerini yakmış yıkmış ve onlar göç ederek gittikleri yerde yuvalarını tekrar yapma uğraşında ama bir türlü eskisi gibi olmuyor. Yeni hayatlarında geleceğe karamsar bakıyorlar.



Göç etmenin meydana getirdiği sorunları en yoğun şekilde yaşayanların başında kadınlar yer alıyor. Hastanelerde karşılaştığım ve sokakları gezerken çöp bidonlarını karıştıran  kadınlarımızın gözlerinde hep mutsuz bir bakış var. Gün boyu süren bir kuru ekmek mücadelesinde yaşayan kadınlarımız da bizim kadınlarımız. Onlar da bizim kadınımız…



Ya yazın pamuk toplayan ve pamuktan dönen kadınlarımıza ne demeli? Onlar üç -dört aylık göçlerle evlerinden barklarından uzakta, toza dumana katan traktörlerin arasında çalışırken "acıyı bal eyliyorlar". Ve tümü pamuk toplama bitse de doğdukları topraklara gitmek istediklerini, dile getirişleri birer ağıt.



Ve yarın 8 Mart emeğini toprağa veren, bu kadınlarımız bu günlerinden habersiz yine toprakla uğraşacaklar, karınlarına bir lokma ekmek girmesi için.



Peki kim 8 Mart Kadınlar Günü'nü kutlayacak?



Söyliyeyim mi? Hadi diyelim %75'i süslenip püslenip, Orhan Veli'nin dediği  gibi "tak takıştırtıran" ve şıkıdım şıkıdım oynayan kadınlar. Bir de "Kağıt Bebekler."



Oysa 8 Mart acının günüdür. 1876'da Amerika'da eşit işe, eşit ücret, diyerek fabrikada yanan iki yüz kadın işçi anısına 8 Mart 1910'da "Dünya Emekçi Kadınlar Günü "olarak ilan edilmiştir.



Dünyada açlıkla boğuşan, Irak'ta, Suriye'de ,Filistin'de evladının ölümüne ağlayan ve şehit annelerimiz Mehmedim'in ardından ağlarken …8 Mart benim için acının günü olarak kalacak. Ve onların önünde saygı ile eğiliyorum. Şairin dediği gibi:



"KADINLAR BİZİM KADINLARIMIZ"



 



 

Etiketler:
Bu yazi toplam 1141 defa okundu
Yazarın Diğer Yazıları
Güneşi Beklerken 'in Manisalı yıldızı İSMAİL EGE ŞAŞMAZ
İsmail Ege Şaşmaz. O, yüreğinin sesini dinleyen, küçük yaşlardan kurduğu oyunculuk hayaliyle İstanbul’a giden ve şansının da yardımıyla, bugünlerde gençlerin ilgiyle takip ettiği Güneşi Beklerken dizisinin Barış’ı. Manisalı olan İsmail Ege Şaşmaz, dizide gösterdiği başarılı performansla, oyuncu olma hayalini gerçekleştirecek ve şöhret basamaklarını hızla tırmanacakmış gibi görünüyor.
YAZARLAR
Manisa İl Jandarma Komutanı Albay Vural Erol, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bülent Koşmaz'ı ziyaret etti. Gerçekleştirilen ziyarette konuşan Manisa İl Jandarma Komutan Albay Vural Erol, "Vatandaşlarımız 156 Jandarma hattını sürekli kullanırlarsa bizlerin de görevleri o derece kolaylaşır" dedi.