logo

reklam

Tahir Hamdi ORAL yazdı… “BİZİM HİKAYEMİZ ..2”


admin
bilgi@manisahabergazetesi.com.tr

 

 

 

 

 

70 Yıllara gelindiğinde , muhtıralar sağ-sol çatışmaları Üniversitelerde Komünist—Faşist suçlamaları , Fabrikalarda DİSK—MİSK Mücadeleleri , grevler emeğin patronları , Sendika ağaları , bilinen ve bilinmeyen ideolojilere kurban giden zavallı  ö ğrenciler , işçiler. Devrimci—Ülkücü kavgaları , Bölünmüş öğretmenler , taraflı polisler , ülkesine sahip çıkanlar bu arada yok olan gencecik sağdan ve soldan yok olanlar. Birbiri ardına devam eden cenaze törenleri , romantizm ile terör arasına sıkışmış kayıp bir kuşağın çocukları. Kardeş kavgaları , siyasi cinayetler , kurtarılmış bölgeler , okullar , sokaklar , mahalleler ,Yakılan , yıkılan boşaltılmış köyler , Akıl almaz işkencelere maruz kalanlar , 68 kuşağı işte bizler bu kuşak… acılarımızla büyüdük.. Sağdan ve sol dan gidenlere hep içimiz yandı. Kimin haklı , kİmin haksız olduğu hala bilinemedi. Ama Emperyalizm’in acı reçetesini bilinç li  veya  bilinçsiz olarak  yaşadık.

TV Lerde Dallas—Köle ızaura—Yalan rüzgarı—Cosby ailesi—Uzay yolu—Tatlı cadı—Küçük ev—Amerika—Avrupa –Brezilya dizileri—Roling Stones—Adamo—Boney-M—müzik dünyamıza girdiler. Avrupa—Amerika hayranlığının zirve yaptığı seneler , bitli Turistler girdi hayatımıza , benliğimizi yavaş , yavaş kaybetmeye başladık. Cola—Adidas—Blucin—Rokk and Roll  merakıyla öz müziğimizi unutuverdik. Türkülerimiz –Halk oyunlarımız Destanlarımız öz değerlerimiz bir , bir yaşanmaz olmuştu.

Sonra 80lerde 12 Eylül sabahı , Hasan  mutlucan ile uyananlar , Tutuklananlar , gözaltına alınanlar ,Akıl almaz  işkencelere uğrayanlar ,  Bedenlerini , Ruhlarını kaybedenler , Yeni idamlara haksızlıklara şahit olanlar , Gönülden yaralanıp  gençliğini  yitirenler , İstanbul da ulusal değerlere biz sahip çıktık , Amerika lıları  Dolma bahçeden biz denize döktük , bağımsızlık sevdalısı vatansever gençlerdik , ÖSS nedir bilmezdik ama , gece en son radyodan Üniversitenin açıkladığı puanları  saat 23 .dinler puanları alır , ertesi gün  erkenden otobüslere binerek ilgili üniversitenin kapısında olarak  , kayıt işlemini gerçekleştirirdik. Eğitimin tüm ağır çilesini bizim kuşak çekti. Ülkesini ölesiye seven de bizdik. Sosyal hayatımızdan kesitlerde şöyle i di…

Erkeklerde İspanyol paça pantolonlar  , geniş gövdeli Kravatlar , uzunsaç ve favoriler , siyasi görüşe uygun  Yukarı—aşağı bıyıklar , Deri çizmeler , parkalar , asker postalları , kalın kemerler ,kalpaklar , Arka cepte ince dişli tarak ve aynalar , gömlek ceplerinde gelincik veya Bafra sigaraları.

Kızlarımızda lüle , lüle saçlar , allıklar , küpeler, her genç kızın rüyası Zetina dikiş makinası  reklemları , ince belli mantolar , yüksek topuklu rugan ayakkabılar , Döpiyesler , jarseler , koyu kırmızı rujlar , kalın kemerler , Doğal güzellikler , tabii kokular , masumane  bakışlar , Kınalı eller neler anlatırdı.

Bizler ana-babamızın sözünü dinler , asla onların öğütlerinden çıkmamayı şiar edinmiştik. Çoğumuz görücü usulü ile evlenirdik. Öyleki bazı yörelerde  erkek eşini   düğün gecesi görürdü. Ama kim ne derse desin hala devam eden çok mutlu evlilikler kurduk , sevmesini ,  sevilmesini bildik , leyla  yı-mecnunu anlardık. Bizim aşk mektuplarımız renkli kokulu kağıtlara kendi el yazımız ile yazar öyle verirdik. İçinde bir tutam saç , bir küçük el izi dudak izi taşıyan mektuplar ah o mektuplar , şimdilerde o kutsal olan bu duygulara neler vermezdik. Neydik ne olduk.  Romanlara konu hayatların sahibiydik.  Tüm bu olumsuzluklara rağmen sevdalı birer gençtik.

Arkadaşlar bizler 2000 yıllarda yine varız be yaa..Biz 60. yıllarda çocuk , 70. yıllarda gençtik , 80 .yıllarda ihtilali , 90. Yıllarda ekonomik krizleri yaşayanlarız. Şimdi teknolojik gelişmelerle dolu 21.asrı yaşıyoruz. Kredi kartı—Bilgisayar—internet—cep telefonu—süper market—mp3 çalar—Diz üstüler—plazmalar , artık o kokulu duygu yüklü mektuplar yok ya ne var işte yukarda yazılı olanlar var. NBR.SLM..ÖPT,YANİ Gibi  kısaltmalarla iletişim sağlıyoruz iyimi.. Nerede meyvasını elimizle kopardığımız ağaçlar , korkusuzca mahalle de oynadığımız oyunlar , nerde o güvenli sokaklar  ve yollar , nerde o vefalı dostlar  arkadaşlar , nerde  özlemle evimize misafir etmeye yarıştığımız komşularımız ,  İşte ben  bu nedenlerle çocukluğumu özledim.  El yapması oyuncaklarımı , uçurtmamı , annemim ninnisini , kağıt helvamı , bakkal hasan amcanın o güleç yüzü ile verdiği sakızı  daha neler neler…

Gelelim şimdiki çocuklarımıza. Çoğu internet başındalar , fessfutlarda süper marketlerde ,  bilmem hangi yabancı müziği indirip dinliyor , cep telefonlara , bilgisayarlarına sarılmış  çoğu kilolu  ,  renkleri uçmuş , dişleri bozuk teknoloji çağını yaşıyor.

Artık 20. Asır geride kaldı. Çocuktuk genç olduk , baba olduk , dede olduk , ne badireler atlattık artık yaşadığımız  kadar yaşayamayacağımızı , bir o kadar daha ömrümüzün olmadığını biliyoruz. Olsun iyi ki o yılları gördük o hayatları yaşadık değilmi dostlar. Pişmanlık mı asla. Sadece o dolu dizgin unutulmaz yılları yaşıyoruz ve özlüyoruz. Verseler ayni hayatları yine baştan büyük bir keyifle ve aşk la yaşamak isteriz………………… ( Bu alıntıya ilavelerim olmuştur)

İŞTE BİZİM HİKAYEMİZ DİYOR COŞKUN DEMİRBİLEK EDEBİYAT  ÖĞRETMENİ.

Kalemine sağlık sevgili öğretmenim..

Share
115 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Gülçin HAZIR yazdı… “KÖY ENSTİTLERİNİN 79. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN”

    21 Nisan 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

            “Cumhuriyet tarihinin en önemli eğitim kurumlarından olan Köy Enstitüleri, kuruluşunun 79. Yılını kutluyoruz.” Türk eğitim tarihinde önemli bir devrim yaratan Köy Enstitüleri köye öğretmen ve köye yararlı diğer meslek erbabını yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940 yılında 3083 sayılı yasayla Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı ve İsmail Hakkı Tonguç’un önderliğinde kurularak, genç Türkiye Cumhuriyetinin aydınlanma yolunda en önemli eğitim hizmeti olmuştur. Köy Enstitüleri savaştan çıkmış, viraneye dönmüş, ...
  • Taner GÜZEY yazdı… “TANER GÜZEY İLE MODA SERÜVENİ”

    21 Nisan 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

            Sormadın halimi hiç kalbimin esrarı nedir Çekerim aşkını çılgın gibi ben kaç senedir Ölmeden ruhuma sen bari biraz neş’e getir Çekerim aşkını çılgın gibi ben kaç senedir. Makam: Hüzzam Beste: Selahattin Pınar Güfte: Mustafa Nafız Irmak Gözlerim hiç yalan söylemez, toplumsal çöküntü var mı yok mu demeye gerek yok. Görünen köy kılavuz istemiyor maalesef. Etrafıma baktığım zaman çok dejenere olduğu kesin. Gerçek şu ki eğitim anne rahminde başlıyor. Devam eden bir süreç ama sonuç ne oluyor bi...
  • Hakan AĞAR yazdı… “PLANINIZ VAR MI? AÇIKLAYIN YOK MU? BIRAKIN”

    18 Nisan 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

            Geçtiğimiz hafta yazdığım köşe yazısı Manisaspor sevenlerini duygularını dışa vurmaya itmiş. Neler neler olmadık ki; Yalakanın alası, paralı, kiralık kalem, Manisaspor düşmanı ve birçok yeni sıfat. Köşe yazısı yazmaya başladığım dönemden beri her zaman benimsediğim bir lafı hatırladım; Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar. Ancak fark etmez, biz doğru bildiğimizi de yazmayacaksak zaten bu mesleğe layık değiliz demektir. Benim son köşe yazıma aldığım tepkilerden çıkarttığım 4 net saptamam var; 1- Manisas...
  • Bedriye AKSAKAL yazdı… “DOSTLAR”

    18 Nisan 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

              Bir taraftan bilgisayarla dostluğumu sürdürürken, diğer taraftan en yakın dostlarım yine kitaplarım oldu. Sevgili Şükran, uzun bir süredir polisiye ve macera  romanı okumamıştım. Ağırlıklı olarak okuduklarımın tümü yakın tarihimizle ilgili ve birde tat bırakan romanlardı. “Leyleklerin Uçuşu “ adlı serüvenlerle dolu kitabı okuyunca gençliğime bir kez daha yol aldım. Başımda kavak yelleri estiği dönemlerde, ne çok macera ve polisiye kitapları okumuştum. Özellikle Mayk Kambırları. O kitapları okuya...