logo

reklam

Şükran FARIMAZ yazdı… “KAR YAĞIYOR SİVAS’A”


admin
bilgi@manisahabergazetesi.com.tr

 

 

 

 

 

Biliyorsun Sivas’tayım Bedriye.Hangi Sivas diyecek olursan gençliğimin Sivas’ındayım.1970’lerin  aydınlık Sivas’ında.Uzun kavakların, salkımsöğütlerin, akasyaların kenti olan Sivas.Cer Atölyesi’nin, Çimento Fabrikası’nın, Ulaş Devlet Üretme Çiftliği’nin, Kongre Lisesi’nin, Kar Otel’in, adı Ülke olan bir gazetenin kayıp izinde gezinip duruyorum.  Beyaza bürünmüş sokaklarda mutsuz, yorgun insan kalabalığı. Biliyorum ki biraz sonra kar tipiye dönecek, duman gibi tütüp dağılarak, hem acıtıp, hem ısıtacak içimi. Uzak dağ köyleri düşecek aklıma. Hangi akla hizmet bilinmez birdenbire boşaltılmış onlarca, yüzlerce köy. Kimsesizliğin, ıssızlığın, aç bilaç kurdun kuşun köyü. Öyle sanıyorum ki kar bile hızını kesmiş, aşının, işinin başında aklından kim bilir neler geçen köylüsünü arıyordur şimdi. Sazını, sözünü, türküsünü, halayını, arpasını, buğdayını arıyordur. Bak  hemen bir türkü düştü aklıma; Harman yeri yaş yeri diye başlayıp, Harman yeri sürseler, yerine gül ekseler diyen, aşkı, emeği yücelten şiir yüklü bir türkü. Ya da bu halka, hiçbir dönemde hiçbir pranganın (!) gem vuramadığı dil. Hayır Bedriye, anıları ya da izlenimleri özleyip kutsamıyorum. Ama  o yılların kendine özgü koşullarını, çoğunluğu değil, çoğulculuğu önceleyen bir anlayışıyla  yetiştirilmiş insanını,  açıkçası o  insanın dilini  arıyorum. Evet, evet o yılların çekincesiz, cesur, yüreklendirici, yapıcı dilini. Yoksa edebiyat nedir Bedriye, müzik, resim, heykel,sinema, tiyatro nedir. Nasrettin Hocalar’ın Bekri Mustafalar’ın,  Nejat Uygurlar’ın;  Hacıcavcav’la (!) Karagöz’ün yıllarca gülümsetip düşündürdüğü bu topraklarda, hiçbir erkin, hiçbir gücün henüz silemediği o keskin mizah anlayışı nedir. Bana kalırsa bütün bu soruların yanıtı dilin, zamanın ve koşulların eğip bükemediği Türkçe’ nin gizinde saklı. Sen de çok iyi biliyorsun ki zamanla her şey değişebilir, gönül yorulsa sözcükler eprise bile tertemiz bir zeminde, sarmaş dolaş bulabiliriz kendimizi. Günü gelir yargı, yasama, yürütme der, hora teperiz sevinçle. Ya da uzunca bir süre susarız.(Evet, susarız)  Ama dil bu, durmaz ki yerinde, küllerinden yeniden doğan Anka Kuşu gibi,  umulmadık bir zamanda yine alev alev  çıkar karşımıza, güçlendirip  gönendirir bizi. İşte o zaman;

iplik iplik yağıp, bir duman gibi tüterek dağı taşı bile ışıldatıp aydınlatır duygularımızın    sözcülüğünü yüklenmiş  olan kar.  Bakarsın Kaşgarlı Mahmut’tan Yusuf Has Hacip’e, Niyazi Berkes’ten Hasan Ali Yücel’e ve elbette büyük Atatürk’e Tükçe’nin en  güzel şiirlerinden biriyle seslenir: Beyaz, ipek gibi yağdı kar/Bir kız kardan hafif adımlarıyla yürüyüp geçti hayal içinde./Arkadaşlarımı düşündüm, sevgili şeyleri/…./ Şarkılar çaldı odalarda/Bütün insanları sevmek gerektiğini düşündüm.

Dilin en büyük işçileri  şairler değil midir Bedriye. İster Dranas’ın, ister Ataol Behramoğlu’nun dizeleriyle, bırak da yağsın kar. Yağmurlu karanlık  bir geceden bile  olsa yağsın.

Share
47 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bedriye AKSAKAL yazdı… “TÜRKÜ BAHÇESİ”

    23 Ocak 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

                Türkülerin içindeyim, bir yanımda ağıtlar, analar ağlayarak ağıt yakıyorlar.  Diğer yanımda umut, Aşık Veysel ne diyor: Türk’üz, türkü çağırırız Kalem vermemişler elime Diyeceklerimi türkülerde demişim.” Bu gece ben de “diyeceklerimi türkülerle” diyorum. Sıcacık soba üzerinde demlenen çayı içerken, bir yandan da türkü bahçesinde dolaşıyorum. Durağım Erzurum. Ne çok severim Erzurum’un şu türküsünü: “ Dün gece yar hanesinde yastığım bir taş idi./ Altı çamur, üstü yağmur yine gönlüm ho...
  • Ali Haydar AKSAKAL yazdı… “RİZE”

    22 Ocak 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

                    Rize İli, Karadeniz Bölgesi’nin doğusunda yer alır. Batısında Trabzon, güneyde Bayburt-Erzurum, doğusunda Artvin, güneybatısında Bayburt, Güneyinde Erzurum illeri yer alır. İlin sınırları içinde yer alan dağlar, sahilden itibaren yükselir. 80 km uzunluğunda olan kıyı şeridinde… Karadeniz’e akan akarsuların çokluğuyla engebeli bir araziye sahiptir. Yüksek dağlık alanlarda granit, andezit ve bazalt kütleleri her yerde görülmektedir. Yörede az da olsa alüvyonlara rastla...
  • Gülçin HAZIR yazdı… “ZÜBEYDE HANIM’IN ANISINA”

    20 Ocak 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

                Sizlere bir ulusun kaderini değiştiren eşsiz lider ve tüm dünyanın hayranlık duyduğu yeni bir dünya tarihinin yazılmasını sağlayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü bizlere armağan eden bu büyük Türk kadını ve anası olan Zübeyde hanımdan bahsetmek istiyorum. Zübeyde Hanım 1857 yılında Selanik yakınlarındaki Lankaza’da doğdu. Çocukluğu ve gençlik yılları burada geçmiştir. Aslen Konya Karamandan Selanik’e göç eden Yörük Türkmenlerindendir. Zübeyde Hanım oldukça zeki bir kadındı. Dönemindeki pe...
  • Tahir Hamdi ORAL yazdı… “GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ…”

    17 Ocak 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

            Pera palas zamanın ünlü otellerinden dir. Ünlü isimlerden Greta GARBO Şuh kahkahalarını dört bir yana savururken aslında, ülkenin içinde bulunduğu hazin durumu anlatmaya çalışıyordu. İşgal kuvvetleri İstanbul a yerleşmiş , küstah ve mağrur konumda ,  ülkemin insanlarını  aşağılıyor ve , artık bizim sözümüz geçer ve bizim emrimiz altındasınız edaları içine girmişlerdi . İşte böyle bir günde İngiliz işgal kuvvetleri komutanı General Harrington , pera palas ta içkisini yudumluyor ve kadehini KOSTANTİNİYE şere...