logo

reklam

Sevim GÜNGÖR yazdı… “GAZAP ÜZÜMLERİ”


admin
bilgi@manisahabergazetesi.com.tr

 

 

 

 

 

 

John Steinbeck’in “Gazap Üzümleri” adlı romanını ilk kez elime aldığımda lise yıllarındaydım. Kitabın giriş kısmındaki uzun betimlemelerden canım sıkılmaya başlamış ve esas konuya hemen geçemeyince okumayı bırakmıştım. İtiraf etmeliyim ki romanın tuğla gibi kalınlığı da gözümü korkutmuş, üzerine bir de lise avareliğimin etkisiyle okumamı engellemiştim. Ama aklımın bir köşesine mutlaka okumalıyım diye bir not düşmüştüm.

On gün kadar önce sevgili arkadaşım Seraplardaydım. Serap evinin bir odasını kütüphaneye dönüştürmüş bir kitap kurdudur. Ona ne zaman gitsem şirin kütüphanesini mutlaka karıştırırım. O gün yine öyle oldu ve gözüm “Gazap Üzümleri”ne takıldı. Bir an “şimdiye kadar neden okumadım” diye kendimi sorguladım. Sonra uzun yıllar önce romana başlayıp bitirmediğim için hem kendime hem de romana ihanet etmişim gibi hissettim. Neyse ki artık baş başaydık.

Yazarın en büyük yapıtı olan “Gazap Üzümleri” ona Pulitzer ödülünü kazandırmıştır. 1939 yılında ilk kez yayımlanan roman “Büyük Buhran”ın etkisiyle tarımın kapitalistleşmesini ve bunun sonuncunda evinden, yurdundan, toprağından olan insanların açlık, sefalet ve yoklukla verdiği yaşam mücadelesini çok gerçekçi bir şekilde anlatıyor.

Roman, Joadlar ailesine odaklanarak o yıllarda Oklahoma’dan Kaliforniya’ya göç eden ve Okiler olarak isimlendirilerek küçümsenen toplulukların bir lokma ekmek için neler yaptığı, yapabileceği ve açlıktan verdiği kayıpları ile insanı derinden sarsıyor.

Romandaki şu sözleri okurken yutkunamıyorum, boğazım düğüm düğüm oluyor;  “Burada açıklanması olanaksız bir suç işleniyor. Burada gözyaşının dile getiremeyeceği bir üzüntü var. Burada tüm başarılarımızı bir yana iten bir başarısızlık var. Toprak bereketli, sıra sıra meyve ağaçları, güçlü gövdeleri, olgun meyveleri… Ve besin yetersizliğinden ölen çocukların ölmeleri gerek. Çünkü portakaldan yeterince kar edilmiyor. İnsanlar ırmaktan ağlarla patates toplamak istiyor. Muhafızlar onları engelliyor. Yerlere atılan portakalları almaya geliyorlar ama meyvelerin üstüne gaz dökülüyor.”  Tom; “…Ben görünmeden her yerde bulanacağım. Her yerde olacağım. Nereye baksan beni göreceksin. Açlar nerede ekmek için kavga ederse ben de orada olacağım… İnsanlar kızdıkları zaman nasıl bağırırlarsa bende öyle çağıracağım ve aç çocuklar yemeğin hazır olduğunu işittikleri zaman nasıl gülerlerse ben de öyle güleceğim. Ve bizimkiler pişirdikleri şeyleri yerlerken, kurdukları evlerde yaşarlarken ben de orada olacağım. Anlıyor musun?

Beni etkisi altına alan ve bir insanlık dersi veren bu ünlü romanı umut ediyorum ki çoğu kişi okumuştur ama okumayanlar için yine de buradan paylaşmak istedim. Son olarak ölü doğum yapmış bir genç kadının ölmek üzere olan bir adama nasıl yardım ettiğini okuduğunuzda tüyleriniz diken diken olacak.

Share
716 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bedriye AKSAKAL yazdı… “TÜRKÜ BAHÇESİ”

    23 Ocak 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

                Türkülerin içindeyim, bir yanımda ağıtlar, analar ağlayarak ağıt yakıyorlar.  Diğer yanımda umut, Aşık Veysel ne diyor: Türk’üz, türkü çağırırız Kalem vermemişler elime Diyeceklerimi türkülerde demişim.” Bu gece ben de “diyeceklerimi türkülerle” diyorum. Sıcacık soba üzerinde demlenen çayı içerken, bir yandan da türkü bahçesinde dolaşıyorum. Durağım Erzurum. Ne çok severim Erzurum’un şu türküsünü: “ Dün gece yar hanesinde yastığım bir taş idi./ Altı çamur, üstü yağmur yine gönlüm ho...
  • Ali Haydar AKSAKAL yazdı… “RİZE”

    22 Ocak 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

                    Rize İli, Karadeniz Bölgesi’nin doğusunda yer alır. Batısında Trabzon, güneyde Bayburt-Erzurum, doğusunda Artvin, güneybatısında Bayburt, Güneyinde Erzurum illeri yer alır. İlin sınırları içinde yer alan dağlar, sahilden itibaren yükselir. 80 km uzunluğunda olan kıyı şeridinde… Karadeniz’e akan akarsuların çokluğuyla engebeli bir araziye sahiptir. Yüksek dağlık alanlarda granit, andezit ve bazalt kütleleri her yerde görülmektedir. Yörede az da olsa alüvyonlara rastla...
  • Gülçin HAZIR yazdı… “ZÜBEYDE HANIM’IN ANISINA”

    20 Ocak 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

                Sizlere bir ulusun kaderini değiştiren eşsiz lider ve tüm dünyanın hayranlık duyduğu yeni bir dünya tarihinin yazılmasını sağlayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü bizlere armağan eden bu büyük Türk kadını ve anası olan Zübeyde hanımdan bahsetmek istiyorum. Zübeyde Hanım 1857 yılında Selanik yakınlarındaki Lankaza’da doğdu. Çocukluğu ve gençlik yılları burada geçmiştir. Aslen Konya Karamandan Selanik’e göç eden Yörük Türkmenlerindendir. Zübeyde Hanım oldukça zeki bir kadındı. Dönemindeki pe...
  • Tahir Hamdi ORAL yazdı… “GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ…”

    17 Ocak 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

            Pera palas zamanın ünlü otellerinden dir. Ünlü isimlerden Greta GARBO Şuh kahkahalarını dört bir yana savururken aslında, ülkenin içinde bulunduğu hazin durumu anlatmaya çalışıyordu. İşgal kuvvetleri İstanbul a yerleşmiş , küstah ve mağrur konumda ,  ülkemin insanlarını  aşağılıyor ve , artık bizim sözümüz geçer ve bizim emrimiz altındasınız edaları içine girmişlerdi . İşte böyle bir günde İngiliz işgal kuvvetleri komutanı General Harrington , pera palas ta içkisini yudumluyor ve kadehini KOSTANTİNİYE şere...