logo

reklam
05 Temmuz 2018

“Ne kimyasal hadım ne de idam olması gereken eğitim”

Son zamanlarda kayıp çocuk vakaları ve çocuklara yönelik cinsel istismarların artmasıyla birlikte kamuoyunda büyük yankı bulan ‘idam’ ve ‘kimyasal hadım’ cezalarının çözüm olmayacağına dikkat çeken Baro Başkanı Avukat Ali Arslan, küçük yaştan itibaren verilen eğitimin içeriğinin değiştirilmediği ve toplumdaki cinsel ayrımcılıkların giderilmediği sürece uygulanacak cezaların bu sorunu çözmeyeceğinin altını çizerek, “Bu yapıyı, bu bakış açısını, bu zihniyeti değiştirmediğimiz sürece ceza kanununda yapacağımız değişikliklerle, cezaların ağırlaştırılmasıyla bu sorunun önüne geçemeyiz ve bu sorunu çözemeyiz” dedi.

Ülke genelinde son zamanlarda artan kayıp çocuk vakaları ve çocuklara yönelik cinsel istismarlar üzerine kamuoyunda tepkiler oluştu. Önce Ankara’da Eylül’ün ardından da Ağrı’da Leyla’nın katledilmesiyle birlikte kamuoyunda yeniden suçlulara uygulanması için ‘idam’ ve ‘kimyasal hadım’ cezaları tartışılmaya başlandı.

Olası ‘idam’ ve ‘kimyasal hadım’ cezalarını değerlendiren Baro Başkanı Avukat Ali Arslan, “Kimyasal hadım da idam da çözüm değil” dedi. İki seçeneğin de kesin çözüm olmayacağının altını çizen Arslan, ceza hukukunda yapılacak ağırlaştırıcı değişikliklerin bu sorunu çözmeyeceğini söyledi.

Arslan, daha önce yapılan ağırlaştırmaların sorunu çözmediğine dikkat çekerek, “Ceza Kanunu’nda yapılacak olan ağırlaştırmalar hiçbir zaman bu sorunun çözümünü sağlamayacaktır. Çünkü bu birçok toplumsal olayda denenmiştir. Facialar yaşandıktan sonra, toplumun tepki gösterdiği olaylar yaşandıktan sonra Ceza Kanunu’muzda ağırlaştırıcı yönde değişiklikler yapılmış fakat bu olaylar hiçbir zaman durmamıştır” ifadelerini kullandı.

“ÖNCELİKLE EĞİTİME ÖNEM VERİLMELİ”

Her şeyden önce eğitime önem verilmesi gerektiğini savunan Arslan, “Öncelikle toplumsal yapı içerisinde eğitime önem vermek gerekiyor. Tabi özellikle bu cinsel suçlarla ilgili hem küçükleri hem ebeveynleri uyarıcı eğitim çalışmaların yoğunlaştırılması gerekiyor. Aynı zamanda bu tür cinsel saldırılara yakın olabileceği düşünülen kişilerle ilgili yine toplumsal eğitim çalışmalarının yapılması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

“Bu yapıyı, bu bakış açısını, bu zihniyeti değiştirmediğimiz sürece ceza kanununda yapacağımız değişikliklerle, cezaların ağırlaştırılmasıyla bu sorunun önüne geçemeyiz ve bu sorunu çözemeyiz” diyen Arslan, “Her küçük çocuğumuz öldürüldüğünde, çocuklarımız ya da kadınlarımız cinsel tacize uğradığında hemen bunlarla ilgili olarak olay ‘İdam cezası getirilsin’, ‘İdam edilsin’ ya da bu cinsel suçlarda ‘Hadım edilsinler’ şeklinde kamuoyunda tartışılıyor ve ondan sonra olay sıcaklığını yitirdiğinde yine unutulup gidiyor. Tabi ki bunlar da düşünülebilir ceza kanunu içerisinde ama tek başına hiçbir zaman ağırlaştırılması bu sorunların çözümü olamayacaktır” şeklinde konuştu.

“CİNSEL AYRIMCILIKLAR TOPLUMDA YOK EDİLMELİ”

Arslan, cinsel ayrımcılıkların toplumda yok edilmesi gerektiğini savunarak, “Öncelikle cinsel ayrımcılıkların toplumda yok edilmesi gerekir. Kadın-erkek eşitliğinin ön plana çıkarılması, kadın-erkek ilişkilerinin desteklenmesi, çocuklarımızın bir arada yetişmesinin sağlanması gerekir. Bunların çözümünde daha ilköğretimden başlayarak çocukları kızlı erkekli olacak şekilde ayrı sınıflara ayırarak, onları birbirlerinden uzaklaştırarak, bir tarafa diğer tarafı öcü göstererek ya da farklı bir şekilde görmesini sağlayarak bu sorunların altından kalkamayız. Öncelikle eğitim sistemimizin içerisinde laik, çağdaş, demokratik bir eğitime önem vermemiz gerekiyor. Toplumun tüm kesimlerinde bunu yapmamız gerekiyor. Ama biz kadını küçük düşürdüğümüz sürece, kadını aşağıladığımız sürece, erkeği toplumda yüceltip, kadını farklı bir yere koyduğumuzda ya da kadını bir cinsel obje olarak gördüğümüz sürece bu olayları yaşamaya devam edeceğiz” dedi. Buket Uşaklı

Share
1061 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ