Telif Hakkı © 2010 Manisa Haber Gazetesi. Tüm Hakları Saklıdır.
| NEJAT TOKBAY |
| KOSE - KOSE | |||
NEJAT TOKBAY
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
AHMET KURŞUN'UN ARDINDAN 30.08.2010 Kötü haber çabuk duyulur derlerdi de, inanmazdım. Ama öyleymiş. Benim kadim dostlarımdan ve mesleğe benden sonra başlamış olsa da, eskilerden Ahmet Kurşun'un ölüm haberi telefonuma mesaj olarak düştüğünde, bir an için inanamadım. Trabzon-Fenerbahçe maçının son dakikalarında o fanatik Fenerbahçeliliğini gösterip kalbi durmuş. Değer miydi diye de düşünebilirsiniz. Ancak alın yazısı diye bir olgu var. Yazılmış bir kere. Aslında bu bir birikimin sonucu. Emekli olduktan sonra durmadı. Çalıştı.. Çalıştı...En sonunda da Manisa'da Gündem Gazetesi'nin sahibi olarak gösterildi. Bunu bayağı benimsedi. Didindi durdu. Gazete çıkarmak o kadar kolay mı? Akşam demeden, sabah demeden uğraştı durdu. Stres üzerine stres. Son onu, bir Fenerbahçe maçı sonrasında yakaladı. Rahatsızlığını duyduğum zaman, kızı Nihan'ı aradım. Bilgi edindim. Bunu bir kaç kez tekrarladım. Bu arada kardeşim Ertuğrul Aytaç da aradı. "Gelişmeleri sana bildiririm" dedi.Kızı ile en son Cumartesi günü konuştum. "Amca, Ege Üniversitesi'ndeyiz. Bir gelişme yok. Varsa da doktorlar bir şey söylemiyorlar"dedi. Sonunda sevgili dostum Ahmet Kurşun'u kaybettik. Arkasında kendisini sevenleri boynu bükük bırakarak aramızdan ayrıldı. ![]() Bu köşemde Ahmet Kurşun'u da yazmak varmış kaderde. Bu arada Ertuğrul Aytaç geldi. Elinde Ahmet Kurşun'lu fotoğraflar. Beraber gittiğimiz Almanya'dan tutun da Eski Maliye Bakanı Sümer Oral ve eski belediye Başkanı Adil Aygül'lü fotoğraflar. Gazeteciler Cemiyeti'nin ödül töreninde, dönemin Valisi Muzaffer Ecemiş'li fotoğlara kadar, ne anılar ne anılar. ![]() Ahmet Kurşun ile aslında Kemal Besen'in gazetesi IŞIK'ta birlikte olmuştuk. O zamanlar ben Milliyet ve Akşam gazetelerinin Manisa Temsilciliği'ni yapıyordum. O da Ekspres Gazetesi'nin. Meslekte bayağı eski idi. Eee ne yapacaksınız, sıcak bir Ağustos ayının son günlerinde ondan ayrılmak da varmış. Acı haberi öğrendiğimde Çandarlı'da fakirhanedeydim. Hanıma "Hazırlan Manisa'ya gidiyoruz" dedim. Bu bizim, Ahmet Kurşun'a son görevimizdi. Ahmet Kurşun ile ilgili çok şeyler yazılır. Benim bu köşem onları almaz. Ancak o kalplerimizdeki yerini aldı. İnanın Ahmet Kurşun'u bu kadar sevdiğime akıl sır erdiremiyorum. Demek ki o gönlümüzdeki yerini almış. ![]() O bir dost, o iyi bir arkadaştı. Kelimeler boğazımda düğümlendi. Bir şeyler söylemek istiyorum, söyleyemiyorum. Haykırmak istiyorum, yapamıyorum. Sevgili kardeşime tanrıdan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Allah taksiratını affetsin. Hepimizin başı sağ olsun. ****** ****** ******
13.07.2010 Bir süreden beri sizlerle birlikte olamadık. Önce bizim fakirhane, sonrasında da oradan Bodrum derken, arkama bir baktım, Manisaspor genel kurulundan bu güne, bir ayın üzerinde zaman geçmiş ve Manisa'dan uzaktayım.Manisaspor genel kurulu sonrasında yazdığım son yazıdan sonra dışarıdan izliyebildiğim kadarıyla, Manisa'da çok şeyler olmuş. Kimi anlatmaya değer, kimi de değmez.Ancak dikkatimi çeken bir konu var ki, onu sizlerle paylaşmak isterim. Benim kadim dostum ve kardeşim Ertuğrul Aytaç'ın performansı. Hayret etmemek mümkün değil. Haftanın 7 günü de birşeyler yazıyor. Hergün yazı yazmak öyle kolay iş değildir. Ne var ki benim kardeşim Ertuğrul Aytaç her olayın, her haberin içinde olduğu için, konu sorunu yoktur. Yazı kısmı az da olsa, o fotoğraflarla köşesini süslemeyi bilir. Dert dinler derdini anlatabilir. Zamanı geldiğinde duymaz, söylemez, oralı da olmaz. Bu kardeşimin belirgin bir özelliğidir. Kızdırdıkları zaman da, karşısındakini çok kötü yapar. İşte bu kardeşimiz ile bir araya gelmemiz, son zamanlarda mümkün olmuyor. Arada sırada benim için ehven olan saatler olmak kaydı ile bir araya gelip, bir yemek bahanesi ile Manisa ile ilgili birikimlerimizi dile getirmeye çalışırız. İşte bu beraberlikten, bir süredir mahrum kaldık. Bu işlerin organizesini oğlu Gökhan Aytaç yapar. O da sınıfta kaldı. Son zamanlarda biraraya gelemiyoruz. Manisa'nın güdeminin bir kısmını, Ertuğrul Aytaç'ın köşesinden internet aracılığı ile izlemeye çalışıyorum. Dışarıda ise Yeni Asır gazetesinden bir şeyler öğrenmek isterim. Ne var ki onda da bölge baskıları olduğundan, herşeyi öğrenmek mümkün değil.Dışarıda geçen süre uzadığında, bayağı Manisa'yı özlüyorum. Kolay değil tabii ki yaşamımın en güzelliklerinin bulunduğu Manisa, benim için vazgeçilmez bir tutkudur. İzleyebildiğim kadarıyla Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç sık sık Manisa'ya gelmiş. Etkinliklere katılmış. Temeller atmış, açılışlara katılmış. Eee.. Manisa ondan çok şeyler bekliyor. O da sanırım bunlara yanıt verme uğraşı içersinde.Bu yazıyı kaleme aldığım sıralarda, Emniyet Müdürleri kararnamesi Cumhurbaşkanı'nın onayındaydı. Bilmiyorum bizim başarılı emniyet müdürümüz Adem Aydemir bu kararnamede var mı? Varsa üzülürüm. İyi bir dost ve başarılı bir emniyet müdürünün Manisa'da bir süre daha görevde kalması gerekir diye düşünüyorum. İnşallah öyle olur.Bu güne kadar, onlarca Emniyet Müdürü ile çalışma olanağı buldum. Hepsinin arkasından üzüntü duydum. Hepsi de ellerinden geldiği kadarıyla Manisa'ya birşyler vermek için çalıştılar. Dedim ya, inşallah Aydemir son kararnamede olmaz. Olsa bile, buradan çok daha iyi bir yere atanır diye de temenni ediyorum. SOKAKLAR İNŞAAT ALANI GİBİ Manisa'yı şöyle bir dolaşayım dedim. Sıcağın izin verdiği kadarıyla dolaştığım cadde ve sokakların, adeta birer inşaat alanı olduğunu gördüm. Bu sadece TEDAŞ'ın yaptığı kazı sonrası değil, hemen hemen her apartmanın dairelerindeki tadilatlar. Nedir bu anlamakta güçlük çekiyorum. İnsanlar bir evi satın almadan gider bakar, beğenirse alır. Beğenmezse almaz. Aldıktan sonra tadilata başlamak niye. Yok hazır mutfak, yok salonu genişletme, yok odaları birleştirme. Çalışsın kompresörler, vurulsun kazmalar. Ses, gürültü felaket. Bunları o mahalle sakinleri çekmek zorunda mıdır? Bunu bana yetkililer bir anlatsa. Benim bildiğim kadarıyla, tadilat yapmak izine tabidir. Yasalar mı değişti acaba. Bunun bir maddi yönü de vardır. Belediyeye rüsum ödenirdi. Şimdi herhalde böyle bir şey yok. İş bununla da bitmiyor. Harçlar o güzelim asfalt üzerinde veya parke döşeli kaldırımlarda karılıyor. Haliyle bozuluyor. Bunun sorumlusu kim? Bunları belediyeye ihbar ediyorum. Bu işe bir çözüm getirmeli. İnsanlar akşam rüyalarında görüp, ertesi günü inşaatta kalkmamalı.Benden söylemesi, uygulaması da belediye ait bir sorundur bu. Çözebilirlerse, bu konuda Manisa rahatlamış olur. Bilmiyorum ikinci yazıyı yazabilecek miyim. Yoksa fakirhaneye doğru yola mı çıkacağız. Bekleyip göreceğiz. Şimdilik hoşçakalın.
|
NEJAT TOKBAY
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız




