logo

reklam
08 Haziran 2018

“Hedefimiz üretim ekonomisine geçmek”

Bir dizi ziyaret için Manisa’ya gelen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MTSO’da sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve iş adamlarıyla bir araya geldi. Konuşmasının büyük bölümünü ekonomiye ayıran Kılıçdaroğlu, “Aklımız varsa aklımızı kullanacağız. Ortak aklı inşa edeceğiz. Buna eskiden planlama denirdi. Her ailede planlama vardır. Her kurumda planlama vardır. Çok şükür biz planlama teşkilatını kapattık. Biz bunu yeniden inşa edeceğiz. Yeni unsurlarıyla, çağdaş normlara uygun olarak. Aklı en iyi çalışan, dünyayı en iyi gözleyen insanlardan oluşan bir bilgi politikaları kurumu oluşturacağız. İkinci hedefimiz bu üretim ekonomisine geçeceğiz” dedi.

24 Haziran seçim çalışmaları kapsamında Manisa’ya gelen Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenen toplantıda sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve iş adamlarıyla bir araya geldi.

Toplantının açılış konuşmasını yapan MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz, konuşmasında Manisa’nın ve ekonomisinin Türkiye içerisindeki konumundan bahsederek, “Manisa ekonomisi 2013-2017 yılı verileriyle büyüklük açısından Türkiye’de 81 il içinde 7’nci sırada yer almaktadır. Manisa, üretim kabiliyetiyle ulusal ekonomiye, uluslararası pazarlama kabiliyetiyle ülke ihracatına katkı sağlamakta, sahip olduğu endüstriyel altyapı, organize sanayi bölgeleri, Ar-Ge merkezleri, teknoloji geliştirme bölgesi ve nitelikli işgücü ile her geçen gün gelişerek yerli ve yabancı yatırımcıların ilgi odağı olmaktadır. Manisamız 2017 yılında 4 Milyar 1 Milyon Dolarlık ihracat rakamı ile Ege Bölgemizde İzmir’den sonra ikinci, Türkiye’de ise iller sıralamasında sekizinci sıradadır. 7.2 Milyar Dolarlık dış ticaret hacmi ile Manisa, ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır” dedi.

Manisa’nın tarıma elverişli toprakları ve tarımsal ürünleriyle de ön plana çıktığına dikkat çeken Yılmaz, “Dünyada üretilen Sultaniye Çekirdeksiz Kuru Üzüm ihtiyacının yaklaşık yüzde 90’ı ilimizden karşılanmaktadır. Manisa ovası öyle bereketli bir ovadır ki, bizde çay ve fındık hariç her şey her tarım ürünü yetişir. İlimiz, zeytin ve zeytinyağı üretiminde de büyük bir atılım içindedir. Manisa il genelinde toplam 20 milyon zeytin ağacı bulunmaktadır. Türkiye zeytin üretiminin yaklaşık yüzden 15’i ilimizden karşılanmaktadır. Manisa, üzüm ve tütün üretiminde ülkemizde 1’inci, zeytin üretiminde ülkemizde 2’nci, kiraz üretiminde ise ülkemizde 3’üncü sırada yer almaktadır. Tarımın ve tarımsal ürünlerin üretiminin son derece önemli olduğu ilimizde, odamızca kurulması planlanan Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ile tarımsal üretimimizi daha da katma değerli hale getirmeyi hedeflemekteyiz” şeklinde konuştu.

“CUMHURBAŞKANLIĞI MAKAMI BİR ÜLKENİN SİGORTASI DEMEKTİR”

Düzenlenen toplantıda ülke gündemine ilişkin açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, “Sanayici, ekonominin kamu görevlisidir. Sanayici, kendisini düşünmez ülkesini düşünür. Yerinde durmak yoktur, sanayici için sürekli çalışmak vardır. Esnaf arkadaşlarımızın temel özelliği onlar devlete yük olmazlar tam tersine devletin yükünü azaltırlar. Esnaf kardeşlerimin de sanayici kardeşlerim gibi sorunları var. Sorunu olmayan hiç kimse yoktur. Bütün mesele şudur, sorunları nasıl çözeceğiz? Akılcı politikalarla, ortak aklı egemen kıldığımızda Türkiye’de çözülmeyecek sorun yoktur. Biz bunların tamamını gerçekleştirebiliriz. 21’inci yüzyılı nasıl yakalayacağız ve orada çıtayı nasıl atlayacağız ve başarımızı nasıl sürdürebilir kılacağız, bu bizim ortak görevimizdir. Öyle ya bana deseniz ki hükümeti eleştir, dünya kadar eleştiririm. Bundan ne ben bir şey kazanırım ne de siz. Burada geleceği nasıl kazanırız, üzerinde düşünmemiz gereken konu bu” ifadelerini kullandı.

“4 ayaklı strateji ile geleceği inşa etmek zorundayız” diyen Kılıçdaroğlu, “Birisi eksik olursa yürümez. Birisi eksik olursa çağı yakalayamazsınız. Birinci ayağı, eğer ülkenizde tam anlamıyla demokrasi varsa dünyada söz hakkınız olur. Herkes konuşur, herkes düşüncesini söyler, bilim dünyası gelişir. Can ve mal güvenliği, bu ülkeye yatırım yapacaklar için değerli kavramlardır. Siz düşüncenizi özgürce ifade edemezseniz bir kararnameyle, yargıya ulaşma hakkınız elinizden alınırsa can ve mal güvenliği yoktur. Bunun için yargının bağımsız olması lazım. Hakimin evrensel kurallara göre karar vermesi lazım. Can ve mal güvenliği sağlayan adalet mekanizmasıdır. Adalet mekanizması çökerse can ve mal güvenliği kaybolur. Bütün inançların ortak kavramı adalettir. Yargı bağımsızlığı, güçler ayrılığı, medya özgürlüğü, bilimsel özgürlük bu açıdan çok önemlidir. Bu bağlamda Cumhurbaşkanı adayımıza sunu söyledik. ‘Siz göğsünüzdeki CHP rozetini çıkartın. Siz 81 milyon kişinin Cumhurbaşkanı adayı olacaksınız’. Cumhurbaşkanlığı makamının özelliği, bir ülkenin sigortası demektir. Siyasi partiler var olur ve olacak. Bunlar tartışırlar, ülkenin öyle sorunları olur bir hakemin başkanlığında sorunların çözülmesi gerekir. Tarafsız bir hakemin yani Cumhurbaşkanlığı tarafından çözülmesi gerekiyor. Cumhurbaşkanı mahkemeye hakim tayin edecek. Bir partinin genel başkanı mahkemeye hakim tayin ederse, ona ne siz güvenirseniz ne de ben güvenirim. Tarafsızlığın özelliği budur. 81 milyonu cumhurbaşkanı olacak. Her vatandaş kimliği, inancı yaşam tarzı ne olursa olsun eşit mesafede olacak. Bu bağlamda biz Sayın Muharrem İnce’yi aday gösterirken Türkiye Cumhuriyeti bayrağının rozetini taktık. Bu demokrasinin de temelini oluşturan bir anlayıştır” şeklinde konuştu.

“VATANDAŞ SORMAKTAN KORKUYOR”

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine değinerek, “Biz demokratik parlamenter sistemi inşa etmek zorundayız. Ben bunu söylediğim zaman şu eleştiri geliyor, ‘Siz eski sisteme mi dönmek istiyorsunuz’ Hayır. Eski sistemi en çok eleştiren biziz. Eski sisteme dönmek istemiyoruz. Demokratik parlamenter sistemi güçlendirmek, dünyada demokrasisi gelişmiş bir ülke haline gelmek istiyoruz. Güçler ayrılığının 4 temel ayağı vardır: Yargı, yasama, yürütme ve medya. 4’ü bağımsızdır ama 4’ü birbirini denetler. Parlamento yanlış bir şey yapabilir, Anayasa Mahkemesi onu iptal eder. Vatandaş bir şey yapabilir, yürütme organı izin vermeyebilir, o zaman hakkını yargıda arayacak. Yargı da yanlış bir şey yapabilir. Alt mahkeme yanlış karar verir, mahkeme düzeltir. Demokrasilerde denetlenmeyen hiçbir makam yoktur” dedi.

Yüzde 10 seçim barajının olmayacağını belirten Kılıdaroğlu, “Yüzde 10 seçim barajı darbe hukukun sonucudur. Yüzde 34 oy alıyorsunuz, parlamentoda yüzde 65 temsil ediliyorsunuz. Oysa yüzde 34 olması lazım. Demek ki seçim kanunun değişmesi lazım. Kadınlar siyasette daha fazla yer alsın diyoruz. Kadınlar için seçim yasasında cinsiyet kotası getirmiyoruz. Engel mi var. Biz kendi tüzüğümüzde yaptık bunu. Bunun seçim kanununda da olması lazım. Hepiniz vergi veriyorsunuz. Çocuk, doğduğu andan itibaren vergi öder. Altına bez alırsınız vergi ödersin, çeşmeyi açarsın vergi ödersiniz. Soru şu, vatandaş vergi ödüyorsa, vergiyi harcayan kişi bunun hesabını veriyor mu? Bize şu eleştiriler geliyor, ‘CHP’ yola karşı, baraja karşı. Hayır. Niye köprüye karşı olalım, köprü varsa güzel. Niye yola karşı olalım? Sorduğumuz soru şu, ‘Arkadaş yolu kaça yaptın, köprüyü kaça yaptın?’ Öyle bir atmosfer var ki vatandaş bunu sormaktan korkuyor. Onun yerine ben soruyorum. Köprüyü kaça yaptın? Öyle ya cebinden yaptıysan eyvallah. Bu soruyu asla sormayacağım. Ama vatandaşın vergisiyle yaptıysan bu soru bütün demokrasilerde sorulur. Neden sorulur, köprü yapılırken maliyet şişirilmiş mi, yolsuzluk yapılmış mı, elin oğlu köprüyü 5 liraya yaparken biz 15 liraya yapmışsak oturup düşünmemiz lazım” ifadelerini kullandı.

“SİVİL BİR ANAYASA YAPMAK ZORUNDAYIZ”

Kılıçdaroğlu, sivil bir anayasa yapmak zorunda olduklarını vurgulayarak, “Bütün vesayetlerden arınmış, bütün sivil toplum kuruluşları, üniversiteler hep beraber bir araya gelip az, öz bir anayasa yapmak zorundayız. Bu anayasayı yapabilirsek cumhuriyet tarihinde ilk kez sivil toplum bir araya gelip anayasa yapmış olur. Hedefimiz bu. Demokratik parlamenter siteminin böylesine güzel bir yönü vardır. Hiç kimsenin düşüncesinden ötürü suçlanmadığı, medyanın özgür olduğu gibi. Şu anda medya özgür değil. Yüzde 90’ını kontrol altında. Medya, halk adına gücü denetler. Siyasi otoriteyi denetler. Yanlış mı yapıyor doğru mu yapıyor? Yolsuzluk var mıdır, yok mudur, atamalar doğru mudur? Bunları denetler. Çağdaş demokrasilerde medya dördüncü güç olarak tanımlanmıştır. Medyanın bu gücü alabilmesi için 2 şey çok önemli. Medya patronu sadece medya işi ile uğraşacak. Hükümetten ihale alayım, ihale kapayım diye medya patronu o işe girerse halk doğru bilgilendirilmez. Bütün medya çalışanları sendikalı olması lazım. Patronuna karşı bile yazdığı haberin arasında rahat durabilmeli. ‘Bu haber doğrudur ve ben bu haberi yayınlayabileceğim’ diyebilmelidir. Biz bunları yaptığımız zaman ülkemizde demokrasiyi oturtmuş oluruz” dedi.

Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti; “Beton ekonomisi mi, üretim ekonomisi mi? Tasarrufları betona mı yatıralım yoksa üretime mi yatıralım? Bu tercihte de bulunmak zorundayız. Bizim tercihimiz üretmekten yana. Alın terinden yana. Sadece fabrikada üretmek değil. Tarlada çiftçi üretecek, üniversitede hoca bilgi üretecek. Sanatçı sanat eserini üretecek. Hizmet sektörü hizmet üretecek. Her alanda. Hayatın her alanında üretmek zorundayız. Üretirseniz güçlü olursunuz. Sanayide nanoteknoloji konusunda çip üretemiyorsanız, başkalarının ekranlarını alıp burada montaj yaparsınız. Katma değeri yüksek ürünler üretmek zorundayız. Katma değeri yüksek ürünü nasıl üreteceğiz? Üniversite bilgi üretecek. Üniversite bilgi üretemezse bunu yapamazsınız. Neden diyoruz ‘YÖK kalksın’, neden diyoruz ‘Bilim insanına dokunmayın’, neden diyoruz Üniversiteler her türlü düşüncenin özgürce tartışıldığı alanlar olsun’? Bilgi üretmeleri için. Biz onlardan sadece bilgi üretmelerini bekleyeceğiz. O bilgiyi sanayici alacak, elle tutulur metaya dönüştürecek.”

“TÜRKİYE’NİN BÜYÜK BİR SIÇRAMA YAPMASI LAZIM”

Türkiye’nin büyük bir sıçrama yapmasının gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Büyük bir değişim ve dönüşüm gerçekleşmesi gerekiyor. Bunu yapmadığınız zaman dünyada söz sahibi olamazsınız. Onlar üretirler, siz tüketici olursunuz. Osmanlı İmparatorluğu sanayi devrimini kaçırdığı için battı. Cumhuriyeti kurduğumuzda toplu iğne üretecek fabrikamız yoktu. Cumhuriyet hükümetleri sanayi devrimini yakalamak istedi. 1925 yılında Kayseri’de uçak fabrikasının temelini attılar. Kendi deniz altımızı yapıyorduk. 1940’lı yıllarda Türkiye uçak ihraç eden ülkeydi. ETİ Banklar, Sümerbanklar diğer fabrikalar, et balık kurumları, TARİŞ’ler hepsi bu anlayışla kuruldu. Reçete belliydi. Özümüze döneceğiz. Gücümüze döneceğiz. İnançla yolumuza devam edeceğiz. Bugün geldiğimiz noktada gerilerdeyiz. Kimine göre, aynı yarışa başladığımız ülkelere göre çok gerilerdeyiz ve yakalamak zorundayız dijital çağı. Dijital çağı yakalayamazsak gerilere düşmüş oluruz. Biz bunu yakalamak zorundayız. Bunu teşvik sistemiyle, akılla, mantıkla yakalarız. Sağlıklı bir planlamayla. Formülümüz ve projemiz var. Vergi ve sigorta primi tam ödenmek kaydıyla, borcu olmamak kaydıyla bunları ödeyen her KOBİ’ye her sanayiciye 1 yıl süreli 0 faizli kredi vereceğiz. Eğer katma değeri yüksek ürün üretiyorsanız, kredinin miktarı çok aratacak. Yeter ki yapsın. Diyorsunuz ki ‘0 faizli krediyi veriyorsunuz da bankalara faiz ödenecek.’ Evet ödenecek. Onu kim ödeyecek, onu dönemin hükümeti ödeyecek. Kaynak ve para var. Bütün mesele akılcı politika üretmekte. Akıl akıldan üstündür. Her şeyi ben bilemem, her şeyi bir kişi bilemez. Tek adam her şeye muktedir olmaz. Aklımız varsa aklımızı kullanacağız. Ortak aklı inşa edeceğiz. Buna eskiden planlama denirdi. Her ailede planlama vardır. Her kurumda planlama vardır. Çok şükür biz planlama teşkilatını kapattık. Biz bunu yeniden inşa edeceğiz. Yeni unsurlarıyla, çağdaş normlara uygun olarak. Aklı en iyi çalışan, dünyayı en iyi gözleyen insanlardan oluşan bir bilgi politikaları kurumu oluşturacağız. İkinci hedefimiz bu üretim ekonomisine geçeceğiz” şeklinde konuştu.

“FARKLI ALANLARDA TEKNOLOJİ LİSELERİ KURACAĞIZ”

Kılıçdaroğlu, güçlü bir sosyal devlet inşa edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Aç ve açıkta milyonların olduğu bir ülkede huzur ve barışı sağlayamazsınız. Üretim ekonomisine önem vermemizin temel nedeni, herkesin işi ve aşı olsun. Sanayicilerin en çok şikayet ettikleri konu nitelikli ara elaman. Onu da yapacağız. Bütün organize sanayilerde teknoloji liseleri kuracağız. 6 yıl olacak. 3 yıl okuyacak öğrenci 3 yıl sonunda hangi bölümde okuyorsa fabrikaya gidecek çalışacak, staja yapacak. Sosyal güvenlik primini hükümet ödeyecek. Patronu görecek, yetişecek. Mezun olduğunda işi hazır olacak. Bu okulların yönetimi Milli Eğitim Bakanlığı’yla organize sanayi bölgelerini müşterekliği içerisinde gerçekleştirilecek. Tek başına Milli Eğitim Bakanlığı yaparım demeyecek. Biz ara elaman sorunlarını çözeceğiz. Tarımda da teknoloji liseleri kuracağız. Tarım teknoloji liselerini kuracağız. Tarım teknoloji ile tanışmazsa gereken verimi alamayız. Batılılar telkin ediyorlar. ‘Türkiye tarımdan çıksın.’ Niye tarımdan çıkalım. Amaçları şu; ’81 milyonu biz doyuralım, siz doyurmayın. Siz çalışmayın, siz üretmeyin. Saman mı biz size vereceğiz daha ucuza. Arpa mı biz daha ucuza vereceğiz.’ Tıpkı 1950’lerde ‘niye uçak fabrikası kurdunuz, niye uçak ihraç ediyorsunuz, bunlarla uğraşmayın. Size uçağı bedava vereceğiz’ dediler. Gemiyi size bedava vereceğiz dediler 2. Dünya Harbi’nin bütün kalıntılarını bize bedavaya verdiler. Askerin çatal kaşığı bile bize bedavaya verildi. Savunma sanayimizi öldürdük” dedi.

“NEREYE GİTTİ BU PARA?”

Son 16 yılda dışarıya 151 milyar 34 milyon dolar faiz ödendiğini açıklayan Kılıçdaroğlu, “Bir avuç faiz lobicisi. Londra’da oturuyorlar. 151 milyar 34 milyon dolar faiz ödedik. Şimdi faizleri yeniden arttırdık. ‘Dış güçlerin oyunu’ deniyor. Ne dış güçleri oyunu. Parayı isteyen sensin, gidip yalvarıp yakaran sensin, Londra’ya giden sensin, yetmedi bakanı gönderen sensin, Merkez Bankası Başkanını gönderen sensin. Borç isteyen sensin. Türkiye’yi neden bu kadar borç batağı içine soktun? Osmanlının tarihini iyi bilmeyen Türkiye’nin geleceği konusunda sağlıklı politika üretemez. Osmanlının batışı eğitimle olmuştur. Osmanlının batışı sanayi devrimini kaçırmakla olmuştur. Osmanlının batışı borçlanarak olmuştur. Düyun-u Umumiye’yi hiç kimse unutmasın. Osmanlı döneminde kurulan Düyun-u Umumi idaresi de çalışan memur sayısı dönemin Maliye Bakanlığında çalışan memur sayısından daha fazladır. Cumhuriyet kurulduktan sonra Osmanlı’nın borçları son kuruşuna kadar ödenmiştir. Bütün o değişimler yapıldıktan sonra. Demir ağlarla ülke örüldükten sonra, Sümerbanklar, ETİ Banklar, Fiskobirlik’ten sonra. Osmanlı’nın parasını basacak milli banka yoktur. Kendi paramızı basacak milli banka 1930 yılında Merkez Bankası kurularak bizim paramızın basılmasına imkan sağlanmıştır” ifadelerini kullandı.

“Tarihini bilmeyen, tarihte yaşanan olumsuzlukları bilmeyen tarihi tekerrür ettirir” diyen Kılıçdaroğlu, “Tarihi tekerrür ettirmemenin gerekçesi tarihi bileceksiniz ve aynı hatalara Türkiye’yi sokmayacaksınız. 151 milyar dolar faiz ödüyorsunuz 15-16 yılda. Ne yapılırdı 151 milyar dolarla bu ülkede? İçeriye ödenen faizler, devlet tahvili, hazine bonosu alıp hükümetten faiz alan var. Onlar da 687 milyar Türk Lirası. Ne yapıldı? Bu kadar para alındı, ne yapıldı. 79 yılda bütün cumhuriyet hükümetlerinin harcadığı para 713 milyar dolar. Yol, köprü, havaalanı yapıldı. Keban Barajı, Atatürk Barajı yapıldı. Büyük Marmara depremi yaşandı. Amerikan ambargosu oldu, Kıbrıs çıkarması oldu. Harcanan para 713 milyar dolar. Son 14 yılda harcanan para 2 trilyon 94 milyar dolar. Bu parayla ne yapıldı? Karakaya Barajı mı yapıldı, Atatürk Barajı mı yapıldı, Telekom gibi devasa bir kuruluş mu kuruldu, hayır. Ne yapıldı arkadaşlar? Bakın bu rakamları gittiğim her toplantıda telaffuz ediyorum. Bir Allah’ın kulu çıkıp ‘ey Kılıçdaroğlu verdiğin rakamlar doğru değildir’ diyemiyor. Çünkü devletin rakamları. Nereye gitti bu para? Kim memnun bu düzenden. Bu düzenden sadece rantiye sınıf memnun” şeklinde konuştu.

“4 ÜLKE BİR ARAYA GELECEK SORUNLAR BİTECEK”

İktidar olduklarında ilk yapacakları işin Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatını kurmak olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti; “Bu teşkilatın kurucuları 4 ülke olacak. Türkiye, İran, Irak ve Suriye. Sayın Muharrem İnce 4 ülkenin devlet başkanını ziyaret edecek. Nedir bu orta doğuda olan, niye beraber olmuyoruz? Ortak tarihimiz var, ortak kültürümüz var. Akrabalıklarımız da var. Niye kavga ediyoruz? Neden Müslüman kanı akıyor. 4 ülke bir araya gelecek. Terörü de bitireceğiz. Bizim sanayicimiz oralarda da fabrika kuracak. Barış varken niye kavga ediyoruz. Orta Doğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı’nı hayata geçireceğiz ve onu izleyen yılda Türkiye dolara boğulacak. Öyle gidip yalvarmayacağız bize borç para verin diye. Faizi yükseltip bize borç para verin diye dilenmeyeceğiz kimseden. Bizim iş adamımız gidecek, yatırımını yapacak, fabrikasını kuracak yolunu, okulunu hava alanının her şeyini yapacak ve parasını alıp Türkiye’ye gelecek. Bölge liderliğine bakın. Egemen güçler buna izin vermez deniyor. 4 ülke bir araya gelirse her şeyi çözeriz. O zaman göreceksiniz terör de bitecek. Akılcı ve tutarlı politikalar üreteceksiniz. Egemen güçlerin telkiniyle politika üretirseniz batarsınız. Türkiye o noktadadır.”

Konuşmaların ardından MTSO Başkanı Mehmet Yılmaz, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na özel üretim hat sanatı eseri hediye etti.

KAMYONCU ESNAFINA DA SESLENDİ

Kılıçdaroğlu, MTSO’da gerçekleştirilen toplantının ardından Manisa Kamyoncular Kooperatifi’ne geçti. Burada kamyoncu esnafına hitap eden Kılıçdaroğlu, “Her talep yerine gelir mi? Hayır. Talep yerine getirilmiyorsa sizi ikna edecek açıklama yapılması gerekiyor. Sizin taleplerinizi yerine getirmiyorlar ama bu düzenden kim memnun? 17 milyon işsiz var resmi rakamlara göre. 17 milyon fakir var. Çiftçi memnun değil, emekli memnun değil, kamyon şoförü memnun değil, sanayici memnun değil. Memnun olan kim? Rantiye sınıfı. Devlete borç verip faiz elde edenler. Hiç onlardan şikayet duydunuz mu? Dolar yükselmiyor. Dolar yerinde duruyor. Düşen Türk Lirası. Her şeyi dolara bağlamışlar. Köprüden dolarla geçiyorsunuz. Bu memlekette Türk Lirası yok mu? Her şeyi dolara endekslemişler. Dünyanın en pahalı geçişini size mecbur kıldırıyorlar. İstanbul’a gidiyorsunuz. İlla o köprüden geçeceksiniz. Neden? Köprüyü yapan müteahhide garanti vermişler. ‘Ben o köprüden geçmeyeceğim. Aşağıdaki köprü daha ucuz oradan geçeceğim’ diyorsunuz. ‘Hayır’ diyorlar. Oradan geçmeyeceksin. En pahalı yoldan geçeceksin. Biz garanti verdik. Bu kamyon şoförü bu yol parasını ödeyecek. Sizin buna isyan etmeniz lazım. ‘Ben bu parayı ödemem’ demeniz lazım. ‘Kim bu yol parasını düşürürse ben oyumu ona vereceğim’ demeniz lazım. Bakın o zaman ne kadar güçlü olursunuz. ‘Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçişte kim yüzde 10, yüzde 20, yüzde 30 indirim yapacaksa biz oyumuzu ona vereceğiz’ diyeceksiniz” dedi.

“HAKKINIZI SAVUNMUYORLARSA DEMOKRATİK HAKKINIZI KULLANIN”

Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti; “Benim de akrabalarım ve arkadaşlarım var kamyon şoförlüğü yapan. Sabah akşam dert yanıyorlar bana. Kamyon şoförlüğü kolay değil. Dünya parayla kamyonunuzu alırsınız, belgelerinizi alırsınız, dünyanın parasını ödersiniz, en pahalı yollardan geçersiniz, en pahalı fiyatları ödersiniz, vergi ödersiniz, dünyanın cezasını ödersiniz. Ben bilmiyor muyum cezalardan neler çektiğinizi? Benim isteğim şu; sandığa giderken düşünün. Oyunuzu ona göre kullanın. Sizin hakkınızı savunmuyorlarsa demokratik hakkınızı kullanın. Dünyanın en pahalı mazotunu kullanıyorsunuz. Vergi ödüyorsunuz. Sosyal Güvenlik primi ödüyorsunuz. Köprü geçişinde niye bu parayı alıyorlar sizden? Vergi ödediniz. Köprü yapıyorsan vergiyi de yap. Hem vergi ödeyecek hem de köprü geçiş parası ödeyecek. Hem ceza ödeyecek. Üstelik tek vergi de ödemiyorsunuz. Gelir vergisi, motorlu taşıtlar, damga vergisi ne varsa bir sürü vergiyi de ödüyorsunuz. Bütün bunları biliyorum. Sizden isteğim önümüzde seçimler var sandığa düşünerek gidin. Kendi çıkarlarınızı koruyarak, çoluk çocuğunuzu hakkını koruyarak gidin. Plaka sınırlaması kim getirmiyorsa, ‘Kusura bakma arkadaş ben sana oyumu vermem’ deyin. Kanun hükmünde kararname çıkarma yetkileri var. İsterlerse bugün öğleden sonra bir kararnameyle bu haftanın tamamını teslim edebilirler. Ama ben size söz veriyorum. Muharrem İnce o koltuğa oturduğu zaman yine geleceğim. Yine sizinle konuşacağım. Plaka sınırlaması getiriyor muyuz, getirmiyor muyuz? Bir yere yazın bunu.” Buket Uşaklı

Share
86 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ