logo

reklam

GÜNLÜK HAYATTAN YANSIMALAR


Önder Gürcan
ogurcan2003@yahoo.com
Eski Manisalıların bir sözü vardır:
“İnsanın tatlı dilinden başka güzel nesi var?”
*
Bizim kuşağın Manisa Lisesi yıllarında öğretmenlerimizden ve büyüklerimizden hep böyle güzel sözler duyardık. Bu sözler günlük sohbetlerde sık sık kullanılırdı. Sohbetleri, çoğu kez, Hacı Bektaş Veli’nin “İncinsen de incitme. Her ne ararsan kendinde ara!” sözü izlerdi.
*
Bilindiği gibi:
İnsan, doğası gereği  çok yönlü ve karmaşık bir varlıktır; başka bir ifadeyle, insan, küçük bir dünyadır, küçük bir evrendir; aynı zamanda insan, dünya kadar, evren kadar  değerli bir varlıktır. Bu nedenle, bilim dünyasında “insan”, “Microcosmos” olarak  tanımlanır, yani “küçük evren.”
Bununla birlikte, dünya hayatında, hatasız kul olmuyor: Hatada ısrar etmek, aşırı ihmal göstermek vb.
*
Hayat denilen gizemli şey, hiç durmadan,  saat gibi daima ileriye doğru işler. Bu bağlamda insan hayatının çıkışları ve inişleri,  güzellikleri ve iç burkan olumsuzlukları  vardır. Dört dörtlük bir yaşam olmuyor. Bütün her şey “kader” denilen yazgının çevresinde gelişir. Bu yazgı, insanın aklını kullanmasıyla, bilgi ve deneyim düzeyinin yükselmesiyle olumlu yönde yol alır. Tıpkı, iyilik ve güzellik tohumlarının ekilmesi, bu tohumların filiz vererek ulu bir ağaca dönüşmesi ve köklerinin bütün insanlığa yayılması…
*
Günümüz dünyası bilim ve teknoloji sürecini yaşıyor. Öte yandan dünyanın sorunları, her gün insanoğlunu sarıp sarmalıyor. İnsanlara şu soruyu sormalı: “O kısacık hayatınızda neyi paylaşamıyorsunuz ki?”
Yetmiyormuş gibi, şimdi de gelişmiş dünya ülkeleri arasında, yıldız savaşları gündeme sokuluyor. Dahası var: Evrende, Mars gibi  gezegenlere koloniler kurma yarışı bile başladı.
Ne var ki; bilim ve teknoloji, yalnızca bilim ve teknoloji olarak insanı mutlu kılmaz. Mutluluk, insan odaklı maneviyatla elde edilir.
Bu açıdan; insan denilen değerli varlıktan; ahlaki ve vicdani değerler, güzel düşünce, gönül zenginliği, kalp temizliği, samimiyet- içtenlik-, duygu yüklü ve incelikli davranış, nezaketli  sözler, sevgi, saygı ve güven beklenir.
İnsanın hayırlısı; çevresindeki insanlara faydalı olandır, onlara olumlu katkı yapandır.
*
Günlük hayatta, insanın kendisini eğitmesi, kendisini yetiştirmesi, görgüsünü artırması, yararlı bir birey haline gelmesi, materyalist anlayıştan uzaklaşması gerek kendisi ve ailesi gerekse toplum için hayati önem taşır.
*
İnsan, hem kendi sağlığı hem de toplum sağlığı açısından, olanaklar ölçüsünde, sosyal ve kültürel etkinliklere katılmalıdır. Bu arada günlük hayatta sporu da ihmal etmemelidir.
*
İslamiyet, bütün insanlığa, bir vahdet ve tevhit, Allah inancı altında birlik olma  tebliğidir. Vahdet olmadan tevhit, tevhit olmadan vahdet olmaz. Bir Müslüman, hiç kimseye  kötülük yapmaz, kul hakkı yemez, adaletten yana olur, haramdan uzak durur, namaz kılarken bile yanındaki insanı rahatsız etmez, yeryüzüne misafir olarak geldiğini hatırlar ve bu dünyanın -bir okul ve imtihan yeri olarak- sonsuz hayata bir geçiş olduğunu bilir.
*
Son günlerde dünya basınındaki Orta Doğu vb. bölgelere ilişkin haberler yürekleri sızlatıyor.
Gelişmiş ülkeler  bu olumsuzluklara karşı gerekli duyarlılığı göstermiyor; dünya ülkelerini temsil eden Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın da mevcut sorunları çözebilecek yasal düzenlemeleri yapamadığı dikkati çekiyor.
Bu durum karşısında, Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın  ve uluslararası yönetim sisteminin günün koşullarına göre, evrensel hukuk çerçevesinde, yeniden yapılandırılması gerekiyor.
*
İnsanlar, hayatı, mevsimler gibi algılar: Kış, masallara düşen karlarda; bahar, binbir renkli kır çiçeklerinde; yaz, ağustos sıcaklarında esen tatlı rüzgarlarda; sonbahar,  umut dağlarının zirvelerindeki yağmurların ıslak düşlerinde mi kaldı?
*
İnsanlar ancak birbirlerine saygı ve sevgi dolu olunca mutlu  olurlar. Mutlu insanlar, birlik ve beraberlik içinde yaşarlar. Sevgi, saygı ve güven; birlik ve beraberlik içindeki insanlar için olumsuz duygu ve düşüncelere yer yoktur. Böyle bir ortam; toplum kültürünü geliştirir, yaşama sevincini çoğaltır, günlük hayata özel bir anlam ve önem kazandırır. Sevgi, saygı ve güven; birlik ve beraberlik yaşadığımız bu dünyada en büyük güçtür.

Share
1194 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sevim GÜNGÖR yazdı… “Aşkın bilimi”

    09 Ekim 2018 Köşe Yazıları

          “Sen benim sarhoşluğumsun. Ne ayıldım, Ne ayılabilirim, Ne ayılmak isterim...” Böyle tarif etmiş aşkı Nazım Hikmet, Sarhoşluk... *** Aşık Veysel, “Seversin, kavuşamaz- sın aşk olur” diyerek, belki de aşkın en doğru tanımını yapmıştır. Kavuşama- mak... *** “Aşık olmadım” diyemem. “Ne yaşa- dın” deseniz, bunu izah da edemem. Ama yaşadıklarımıza tercüman olan edebi dünyaya girdiğimizde aşk, “kimi zaman var olmaktır, kimi zaman yok ol-...
  • Hakan AĞAR yazdı… “SONUNA KADAR HAK ETTİK”

    09 Ekim 2018 Genel, Güncel, Köşe Yazıları, Spor

    Cumartesi günü Manisa Büyükşehir Bele- diyespor'un maçındaydım. Özellikle 2 dep- lasman maçını puansız geçmesinin ardından kritik bir maçtı Belediye için. Son 3 maçında da galip gelmiş, oynadığı 5 maçta da kalesin- de gol görmemiş formda bir Pendikspor'a karşı alınacak bir galibiyet demek lige "Biz buradayız" mesajı vermek demekti, öyle de oldu. Pendik normalde orta sahada top ya- pan, savunmaya iyi yatan ve pozisyon buldu mu maçı bitiren bir takım, ancak bu maçta ol- madı. ŞANS HEP RAKİPLERE Mİ GÜLECEK? ...
  • Hakan Ağar yazdı… “En güzeli oldu”

    27 Eylül 2018 Genel, Köşe Yazıları, Spor

    Türkiye Kupası'ndan ve herkesin hemen elen- me isteğinden hep nefret etmişimdir. Türkiye'de olay şu; Büyük takımlar ilerlemek istemiyor çün- kü maç başı oyuncu ma- liyeti, orada galibiyet al- san bile çıkmıyor, kulüp zararda. E taraftar 2.-3. Lig takımlarıyla olan maça gelmiyor, oradan da zarar. Zaten sen şampiyonluğa oynuyor- sun, bir yandan da Avru- pa var, ekstra bir kon- santrasyon bozacak yol giriyor. Sonuç: Büyükler kupada ilerlemek istemi- yor. E alt lig takımları? Onlar da zaten kupayı kazanamayacak olduğu...
  • Hakan Ağar yazdı… “AYAĞA KALKIN ÇOCUKLAR”

    24 Eylül 2018 Genel, Köşe Yazıları

    Cumartesi akşamı 19 Mayıs Stadı'nda olanların hepsi için travmatik oldu. Sen 2-0 öne geç, hem de kaleye şut bile atmadan ancak o maçı yine de puansız kapat. Trajik. Maçı basın tribününde meslektaşım Muharrem Kazer'le beraber izlerken ne yazık ki bu senaryoyu önceden tahmin ettim. Rakip ilk yarının sonuna doğru öyle bir bunalttı ki bizi, golü yersek sonunun böyle geleceği belliydi. Maç 2-1 olunca "2'yi yersek bu maçtan puan bekleme" dedim, öyle de oldu. Niyesi şöyle; TECRÜBESİZLİK Tecrübesiziz. Bizimkilerden Timur, Uğur, Atilla ve Akın haricinde...