logo

reklam

Gülçin HAZIR yazdı… “ZÜBEYDE HANIM’IN ANISINA”


admin
bilgi@manisahabergazetesi.com.tr

 

 

 

 

 

 

Sizlere bir ulusun kaderini değiştiren eşsiz lider ve tüm dünyanın hayranlık duyduğu yeni bir dünya tarihinin yazılmasını sağlayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü bizlere armağan eden bu büyük Türk kadını ve anası olan Zübeyde hanımdan bahsetmek istiyorum.

Zübeyde Hanım 1857 yılında Selanik yakınlarındaki Lankaza’da doğdu. Çocukluğu ve gençlik yılları burada geçmiştir. Aslen Konya Karamandan Selanik’e göç eden Yörük Türkmenlerindendir. Zübeyde Hanım oldukça zeki bir kadındı. Dönemindeki pek çok kadın gibi sadece kuran okusun diye az eğitim almış ama okuma yazmayı öğrenmişti. Annesine Molla Hanım denildiğini gibi, kendisine de Zübeyde Molla diye hitap edilirdi. Bu “bilge” kişiliği ifade eden bir lakaptı ve muhafazakar geleneklere bağlı bir kadındı.

1870 yılında Zübeyde Hanım Ali Rıza Bey ile evlendi. Bu evlilikten altı çocukları olmuştur. Fatma, Ahmet, Ömer, Mustafa, Makbule, Naciye bu çocuklardan Fatma dört, Ahmet dokuz, Ömer sekiz yaşlarında o senelerde Rumeli’yi kasıp kavuran salgın kuşpalazı (difteri) hastalığından çocuk yaşlarında öldüler. En küçükleri Naciye, Mustafa Kemal harp okulunu bitirdiği sene, on iki yaşında gözlerini kapadı. Ailede çocuklardan en uzun yaşayan Makbule Hanım olmuştur.

Atamızın okula başlama öyküsü de ilginçtir. Ali Rıza Bey oğlunun iyi bir eğitim almasını istiyordu, ancak Türk tarih kitaplarında sıkça geçen eğitim sisteminin karışık olduğu bir dönemde dinine bağlı olan Zübeyde Hanım dini eğitim veren Mahalle Mektebine gitmesinde ısrarcı olmuş ve Ali Rıza Bey de eşini kırmamış ve oğlunu Mahalle Mektebine gönderip Zübeyde Hanımın gönlünü almıştır. Ali Rıza Beyin bu tavrı Mustafa Kemal’in de kadınlara davranışını şekillendirecektir.

Ne yazık ki Ali Rıza Beyin genç yaşta ölmesiyle Zübeyde Hanım çocuklarını da yanına alarak abisi Hüseyin Beyin Langaza’daki çiftliğine gider. Zübeyde Hanım oğlunun okumasını istemektedir ve bu nedenle tekrar Selanik’e döner. Oğlunun askeri okulu kazanmasından hiç olmamıştır çünkü, savaş içinde olan devletin askerleri genç yaşlarda cephede ölmektedir ama hayatı boyunca oğlunu hep destekleyecektir. Bu büyük kadın; güzelliği yanında zekası ve fazileti ile oğluna ve kuracağı Türkiye Cumhuriyeti ile devrimlerine yürekten inanmış ve her zaman oğlunun yanında olmuştur. 1. Dünya Savaşından sonra varlığına son verilmek istenen ve kaderine terk edilmiş bir ulusun yeniden varoluşunu sağlayan, vatansever, gözü pek bir evladın annesidir Zübeyde Hanım. 20. yüzyılın ve belkide tüm tarih boyunca dünyaya gelen olağanüstü kişilerden biri olan Mustafa Kemal’e can verendir Zübeyde Hanım.

Ömrü boyunca yollarını gözlediği oğlu Mustafa Kemal Atatürk bir ulusun kaderini yeniden çizmiştir.

1922 yılında Ankara’ya oğlunun yanına geçen ve burada hastalanan Zübeyde Hanım, iklimce daha uygun olduğu düşünülerek İzmir Karşıyaka’ya yerleşmiş ve 14 Ocak 1923 günü 66 yaşında aramızdan ayrılmıştır.

Bizlere Atamızın var olmasını sağlayan, yetiştiren bu büyük Türk kadınını özlemle yad ediyor, anısı önünde saygı ile eğiliyorum. Ruhun şad, cennet mekanın olsun.

Share
82 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Gülçin HAZIR yazdı… “SAĞLIK İKSİRİ ZEYTİN AĞACI VE YAĞI”

    17 Şubat 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

                  Zeytin; ölümsüz adaletin, kutsallığın, yeniden doğuşun simgesi olarak kabul edilir. Zeytin ağacı barışın da sembolüdür. Zeytin kelimesi dilimize Arapça ez-zeyt, İbranice zeytten gelmektedir. Zeytin ağacının kökeni hakkında kesin bilgi olmamakla birlikte arkeolojik kazılarda zeytinin anavatanı olarak Mezopotamya olduğuna işaret edilir ve buradan Anadolu’ya ardından da Akdeniz, Ege, Kıbrıs ve Girit üzerinden yayıldığı gösterilmektedir. Zeytin ağacı dünya üzerindeki yetişen en esk...
  • Bedriye AKSAKAL yazdı… “SEVGİ…”

    14 Şubat 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

                  14 Şubat Sevgililer Günü. Gençliğimde okuduğum aşk kitapları gözümün önünde. Kraliçe Margous asil olmayan sevgilisinin kesik başıyla, kocasının yanına gider, Anna Karanina oğlunu hiçe sayarak, genç subay için bedenini tren raylarının ortasına atar, Romeo ve Juliet ayrı kalmaktansa ölmeyi tercih eder... Aşıklar ölse, zaman akıp geçse de değişmeyen tek bir şey var... O da aşk. Etrafımda ki gençlere bakıyorum. Tümünde bir telaş, bir heyecan hepsi 14 Şubat Sevgililer Gününe hazı...
  • Tahir Hamdi ORAL yazdı… “BİZİM HİKAYEMİZ ..2”

    14 Şubat 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

              70 Yıllara gelindiğinde , muhtıralar sağ-sol çatışmaları Üniversitelerde Komünist—Faşist suçlamaları , Fabrikalarda DİSK—MİSK Mücadeleleri , grevler emeğin patronları , Sendika ağaları , bilinen ve bilinmeyen ideolojilere kurban giden zavallı  ö ğrenciler , işçiler. Devrimci—Ülkücü kavgaları , Bölünmüş öğretmenler , taraflı polisler , ülkesine sahip çıkanlar bu arada yok olan gencecik sağdan ve soldan yok olanlar. Birbiri ardına devam eden cenaze törenleri , romantizm ile terör arasına sıkışmış ka...
  • Şükran FARIMAZ yazdı… “ŞİİR”

    13 Şubat 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

              Mektuplarında en çok şiirden söz ediyorsun Bedriye.                    Salihli  Şiir İkindileri’nden söz ediyorsun. Elbet hoş bir gelenekti; neredeyse kurumsallaşmış bir etkinlikti. Ama şu mu Bedriye: Yapıtla, daha doğrusu yapıta yüklediğimiz anlamla, yazarının ya da şairinin doğrudan  ilişkilendirilmesi  gibi kolay anlaşılabilecek bir tuzağa düşüyoruz çoğu kez. Yazar ya da şairle tanıştığımızda ise  o büyü, o yaman büyü (!  ) bozuluveriyor nedense. İmza günlerinde bile ne yazık ki böyle. Nitel...