logo

reklam

GELİNEN NOKTA


Tahir Hamdi Oral
tahiroral@hotmail.com

Ülkenin kana bulanmasını isteyen ve devletin en ücra köşelerine yerleşen fetocular, insanlarının üzerine ateş etmekten çekinmediler. Yüzlerce şehit ve bir o kadar da yaralı bırakarak başaramayacakları darbe sonucu teslim oldular.
Yıllarca yazdık , çizdik ve hala da yazmaktan usanmıyoruz…….BU ZİHNİYETTE OLAN İNSANLAR ÜLKEDE DAİMA HUZURSUZLUK, ANARŞİ ve KAOS yaratırlar. Yıllarca devletin can alıcı makamlarında görev yapmışlar, Mülkiye-Askeriye-Adliye-Emniyet teşkilatlarına yerleşmişler. ABD’deki liderlerinden emir alarak devleti ele geçirmeyi amaçlamışlar. Halkımız da, bu insanlara, vaaz ve sohbetlerine inanmışlar, maddi manevi yakınlıklarını ve parasal himmetlerini esirgememişler.
Ancak öyle bir an gelmiş ki bu güne kadar gelen iktidarlar tarafından şöyle veya böyle desteklenen bu grup, aldıklarıyla yetinmemiş daha fazlasını isteyerek DEVLETİ ELE GEÇİRMEYE KALKIŞMIŞTIR. Kalkışmıştır çünkü bu güne kadar geldikleri makamlar hep, iktidarda olanlar tarafından verilmiştir.
Bunların zararlı ve şeriat özlemi içinde olduklarını yazanlara ise hep karşı çıkılmış , yalan söylüyorsunuz denmiş , gelecek olan darbe kalkışması yıllar öncesinden hazırlanmış olmasına rağmen , yöneticiler asla toz kondurmamışlar dahası onların tüm isteklerini karşılamışlardır.
İşte Yüce ATATÜRK yaşamında en büyük savaşı DİN KİSVESİ ALTINDA ÜLKEMİZİ ELE GEÇİRMEYE ÇALIŞAN BU CEMAATLER VE IRKÇI KÜRTLERE KARŞI vermiştir. Tüm bunlar yazılıp çizilirken de yazanlar hakkında soruşturmalar , telefon dinlemeler dahası evlerine girilerek tüm arşivleri, dokümanları didik  didik edilmiş sonucunda da tutuklanmışlar, ama AYM’nin kararı ile yanlıştan dönülerek beraat etmişlerdir.
İşte gelinen son nokta budur……..
ATATÜRK devrimlerine dönülerek gerçek demokrasinin kurulması, yapılacak olan soruşturmalarda da kurunun yanında yaşın da harcanmaması çok önemlidir. Ülkenin savcıları-yargıçları hiçbir etki ve tehdit altında olmadan görevlerini hakkaniyetle, vicdanının sesini dinleyerek ve eldeki somut delillere dayanarak karar vermesi sağlanmalıdır.
Temel hak ve hürriyetler ışığında  anayasal çerçeve dışına çıkılarak, intikamcı, kindar duygularla verilecek olan kararlar tasvip görmeyecektir. Her ne kadar OHAL kanunu içindeki uygulamalar bazı anayasal hak ve hürriyetleri temel almasa da, haklı ve vicdana yönelik kararlar istenendir. Hiçbir demokrasi dışı hareket başarılı olamamıştır. Diktatörlerin yapısal uygulamaları bile zaman içinde baş kaldırıya sebep olmuş , yüzlerce insan zulüm görmüştür.
Şimdi iktidarda ve muhalefette olanların ülkenin birlik ve beraberlik içinde olduğu söylemlerini halka samimiyetle anlatmaları ve bu uğurda  çaba sarf etmeleri gerekmektedir. Ülkemiz bıçağın sırtından dönmüştür. Halkımızın daima uyanık olması, yapılacak ve uygulanacak olan doğru yaptırımlara onay vermesi lazımdır. Demokrasi şölenleri de dinci ve ışidvari gösterilerle suistimal edilmemelidir .
Görüldü ki bağnaz ve ırkçı dinsel hareketler ülkemize zarar vermektedir. Artık bazı gerçekleri anlama zamanı geldi de geçiyor……Aman dikkat..

 

Share
536 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ÇEK BİR ÇAY, DEMLİ OLSUN

    18 Kasım 2016 Köşe Yazıları

    Hayat kaynağımız sudan sonra en çok tükettiğimiz içecek nedir diye sorsam, zannediyorum çoğumuz hiç düşünmeden çay yanıtını veririz. 5000 yıllık bir geçmişi olan çay ile tanışmamızın mazisi 100 yılı bulmaz. 1937 yılında verimli dikimin başarıldığı,1947 yılında  ilk fabrikanın açılması ile Çay  hayatımıza bir girmiş pir girmiştir. Dedelerimizin bilmediği yani hayatımızda, kültürümüzdeki yeri, eski olmayan bir şey nasıl olur da bu kadar vazgeçilmez olur. İçerken de, demlerken de hakkını vermek gereken çayın nasıl ve nereden hayatımıza girdiğini d...
  • HABER’İMİZ

    18 Kasım 2016 Köşe Yazıları

    Yazı yazmak için erken bir saat. Saat 07.00 uykum Spil’in ardına saklandı. Yatakta bir sağa bir sola dönerken gazetemiz Haber’i düşledim. Akşam ağabeyim eve geldiğinde Haber ve Hayat’ın el değiştirdiğini söylediğinde yirmi yıl yazı yazdığım gazetemizde geçen günler bir sinema şeridi gibi gözlerimin önünden geçti. 4 Aralık. 1996 yılında Manisa’ya “merhaba” demişti gazetemiz. Bu yirmi yıl içinde haftada üç dört gün yazı yazıyordum. Yazı yazdıkça Haber’de çalışanlarla, köşe yazısı yazanlarla yekvücut olmuştuk. Gazete kurucuları Ağarlar’ın zarif...
  • ŞİİR HEP ŞİİR

    16 Kasım 2016 Köşe Yazıları

    Sevgili Şükran, bu mektubumda da yine şiir, şiir diyorum. Yaşamını ne ile örmek isterseniz dediklerinde verdiğim yanıt her zaman  şiir olmuştur. Şiir seven insanın yüreği hep aydınlıktır. Bakışları daima ileridir. Usunda hep bilim ilim vardır. Şiiri bana sevdiren babamı burada saygı ile anmak istiyorum. Canım arkadaşım, sağım solum şairlerle dolu. Yine anılarımın peşinde Salihli Şiir İkindileri'ndeyim. Salihliler ne değin şanslılar ki, Zafer Keskiner ve Şadan Gökovalı ile şiirin dünyasına girdi. Şimdiki çocuklar ve gençlerde Salihli’de geçmi...
  • GÜNLÜK HAYATTAN YANSIMALAR

    15 Kasım 2016 Köşe Yazıları

    Eski Manisalıların bir sözü vardır: "İnsanın tatlı dilinden başka güzel nesi var?" * Bizim kuşağın Manisa Lisesi yıllarında öğretmenlerimizden ve büyüklerimizden hep böyle güzel sözler duyardık. Bu sözler günlük sohbetlerde sık sık kullanılırdı. Sohbetleri, çoğu kez, Hacı Bektaş Veli'nin "İncinsen de incitme. Her ne ararsan kendinde ara!" sözü izlerdi. * Bilindiği gibi: İnsan, doğası gereği  çok yönlü ve karmaşık bir varlıktır; başka bir ifadeyle, insan, küçük bir dünyadır, küçük bir evrendir; aynı zamanda insan, dünya kadar, evren kadar ...