logo

reklam

FEHİM PAŞA KONAĞI


Şükran Farımaz
sukranfarimaz@mynet.com

Durmadan yürüyor kent.  Mesli ayaklarıyla. Dövmeli pazuları, zinciri, palaskası, kıyıcı adımlarıyla yürüyor. Bel vermiş binaları, delik deşik duvarları, bir bulamaca, bir keşmekeşe dönmüş çarşısı pazarıyla yeni yollar açıyor kendine. Yeni sokaklar, yeni caddeler.
AŞK BU’dan alıntıladığım bu bölüm ille de Sivas’ı anlatmıyor Bedriye. Doğup büyüdüğüm kentin  bitmeyecekmiş gibi güneşli günlerini de yaşadım. Ama su çürüyor Bedriye, tuz koktu, bir parmak balda ağız dolusu acı.
Bilirsin karanlıkta bir ışık arar, bulunca da dönüp dönüp bakarız.
Sivas Devlet Tiyatrosu’nda sergilenmekte olan bir oyundan, Turgut Özakman’ın Fehim Paşa Konağı’ndan söz etmek istiyorum.
Brecht’in bile ayakta alkışlayacağından emin olduğum bu oyun, bu profesyonel  ekip, doğal ki en ağırlıklı rollerden birini izleyiciye yüklüyor.
Osmanlı tarihinden bir kesite göz atarken istibdatçı Fehim Paşa ve ittihatçı Deli Suat Paşalarla tanışıyoruz. Eski kabadayılardan Rasim Baba’nın trajedisine üzülüyor, dönem değişse bile insanlık durumunun    değişmediğini görüyoruz.  Derken  Rasim Baba’nın oğlu Yusuf’la birlikte aşk çıkıyor karşımıza;   “ en güzel aşk şiirlerine bile siyah çelenk bıraktıracak, ölü aşk!”   Ne ki bütün bunlar düze çıkarmıyor bizi. İyisi mi  aşkı bir yana itip  Yusuf’un ağzından konuşalım;
Namlunun ucunda çiçek açmıyor Bedriye; kuş uçmuyor.
Kan gölünde  ne yazık barış yeşermiyor!
Aylar, yıllar geçebilir Bedriye, daha çok oyun izleriz bu sahnede, çok kumpasa tanık oluruz.
Ama hiçbir oyunun değiştiremeyeceği bir gerçek var elimizde:   Onurlu bir yaşamın biricik karşılığı kendimiz olmalıyız, kayıplarımız ve kazançlarımızla, başardıklarımız ve başaramadıklarımızla yalnız kendimiz.
Sevgilerimle.

Share
2245 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

#

FEHİM PAŞA KONAĞI” için 1 yorum

  1. BEDRİYEAKSAKAL : diyor ki:

    ŞÜKRAN YOLLADIĞIN MEKTUBU OKUDUM. DÜŞÜNCELERİMİ MEKTUPLA BİLDİRECEĞİM

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Gülçin HAZIR yazdı… “SAĞLIK İKSİRİ ZEYTİN AĞACI VE YAĞI”

    17 Şubat 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

                  Zeytin; ölümsüz adaletin, kutsallığın, yeniden doğuşun simgesi olarak kabul edilir. Zeytin ağacı barışın da sembolüdür. Zeytin kelimesi dilimize Arapça ez-zeyt, İbranice zeytten gelmektedir. Zeytin ağacının kökeni hakkında kesin bilgi olmamakla birlikte arkeolojik kazılarda zeytinin anavatanı olarak Mezopotamya olduğuna işaret edilir ve buradan Anadolu’ya ardından da Akdeniz, Ege, Kıbrıs ve Girit üzerinden yayıldığı gösterilmektedir. Zeytin ağacı dünya üzerindeki yetişen en esk...
  • Bedriye AKSAKAL yazdı… “SEVGİ…”

    14 Şubat 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

                  14 Şubat Sevgililer Günü. Gençliğimde okuduğum aşk kitapları gözümün önünde. Kraliçe Margous asil olmayan sevgilisinin kesik başıyla, kocasının yanına gider, Anna Karanina oğlunu hiçe sayarak, genç subay için bedenini tren raylarının ortasına atar, Romeo ve Juliet ayrı kalmaktansa ölmeyi tercih eder... Aşıklar ölse, zaman akıp geçse de değişmeyen tek bir şey var... O da aşk. Etrafımda ki gençlere bakıyorum. Tümünde bir telaş, bir heyecan hepsi 14 Şubat Sevgililer Gününe hazı...
  • Tahir Hamdi ORAL yazdı… “BİZİM HİKAYEMİZ ..2”

    14 Şubat 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

              70 Yıllara gelindiğinde , muhtıralar sağ-sol çatışmaları Üniversitelerde Komünist—Faşist suçlamaları , Fabrikalarda DİSK—MİSK Mücadeleleri , grevler emeğin patronları , Sendika ağaları , bilinen ve bilinmeyen ideolojilere kurban giden zavallı  ö ğrenciler , işçiler. Devrimci—Ülkücü kavgaları , Bölünmüş öğretmenler , taraflı polisler , ülkesine sahip çıkanlar bu arada yok olan gencecik sağdan ve soldan yok olanlar. Birbiri ardına devam eden cenaze törenleri , romantizm ile terör arasına sıkışmış ka...
  • Şükran FARIMAZ yazdı… “ŞİİR”

    13 Şubat 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

              Mektuplarında en çok şiirden söz ediyorsun Bedriye.                    Salihli  Şiir İkindileri’nden söz ediyorsun. Elbet hoş bir gelenekti; neredeyse kurumsallaşmış bir etkinlikti. Ama şu mu Bedriye: Yapıtla, daha doğrusu yapıta yüklediğimiz anlamla, yazarının ya da şairinin doğrudan  ilişkilendirilmesi  gibi kolay anlaşılabilecek bir tuzağa düşüyoruz çoğu kez. Yazar ya da şairle tanıştığımızda ise  o büyü, o yaman büyü (!  ) bozuluveriyor nedense. İmza günlerinde bile ne yazık ki böyle. Nitel...