logo

reklam

Bedriye AKSAKAL yazdı… “SEVGİ…”


admin
bilgi@manisahabergazetesi.com.tr

 

 

 

 

 

 

 

14 Şubat Sevgililer Günü. Gençliğimde okuduğum aşk kitapları gözümün önünde.

Kraliçe Margous asil olmayan sevgilisinin kesik başıyla, kocasının yanına gider, Anna Karanina oğlunu hiçe sayarak, genç subay için bedenini tren raylarının ortasına atar, Romeo ve Juliet ayrı kalmaktansa ölmeyi tercih eder…

Aşıklar ölse, zaman akıp geçse de değişmeyen tek bir şey var… O da aşk.

Etrafımda ki gençlere bakıyorum. Tümünde bir telaş, bir heyecan hepsi 14 Şubat Sevgililer Gününe hazırlanıyorlar.Tümü hazırlık telaşı içindeler.  Bir birlerine  yapacakları eylemi anlatıyorlar. İster genç olun, ister yaşlı , 14 Şubatı sevin ya da çok anlamsız bulun fark etmez ki. Herkesin bir sevgili günü vardır mutlaka. Bu 6 Mayıs, 20 Ağustos da ya da çıkmaz ayın son çarşambası da olabilir. Şu yaşadığımız dünya da yaşamda ne değişir ayın 14’ü olmuş olmamış. Önemli olan herkesin en sevdiği gün, kişinin “sevgili” günü olsun, o da herkese kutlu olsun.

Şükran, köylerimizde eskiden sevgililer günü mü kutlanırdı? yanıtı hayır. Ama sevgililer ister bora olsun, ister karakış olsun sevgilisine genç kız çiçek veya mendil gönderirmiş. Sevgiliye gönderilen çiçekler göğse veya kaskete takılırken bir manası olurmuş. Gönderilen çiçeğe karşı da çiçek göndermekle cevap verilirmiş.

Sevgilinin taktığı çiçeklerin manaları ise şöyle:

Beyaz kırmızı gül: Kalbim size ısındı.

Beyaz gül goncası: Saf ve temiz kalpliyim.

Sarı gül: Beraber öleceğiz.

Leylek: İlk heyecanı yaşıyorum.

Lale: İlanı aşk ediyorum.

Gece sefası: Sizinle tenhada başbaşa vererek sevdamızdan bahsetmekle bahtiyar olacağım: gece ve gündüz düşündüğüm emel bu.

Katmerli gül: sana sarılarak güzel gözlerinden öpmek ne vakit nasip olacak.

Köylüler bağlarda ve kırlarda yaşadıkları için, kır çiçeklerini de mana vermişlerdir.

Papatya: Doğru söyle cidden seviyor musun beni?

Deve dikeni: Gücendim sana.

Kara diken: Bu dedikodu nereden çıktı.

Kuru yaprak: yaktın beni kavurdun.

Çiçeklerin anlamları olduğu gibi gönderilen mendillerinde renklere  göre manaları vardır.

Kırmızı mendil: Sizi tüm varlığımla seviyorum.

Mavi: Ah! Pek vefasızsın.

Beyaz: Kendim gibi kalbim de saf ve lekesizdir.

Pembe: Tüm ümitlerim sende.

Sarı: Hastayım.

Yeşil: hayatım hep ümitle geçiyor.

Siyah: Beni mahvetmek mi istiyorsun.

Eskiden kenarları ayrı renkte olan ipek mendiller vardı. O mendillerinde anlamları şöyle.

Kenarları kırmızı olan mendil: Gönderdiğim mektuba niçin cevap vermiyorsun.?
Mavi: Sensiz inan mesut olamayacağım.

Pembe: Sensiz yaşayamam, sakın terk etme beni.

Sarı: Birkaç gündür rahatsızdım çıkmadığımın sebebi bu.

Yeşil: sana daima sadık kalacağıma söz veriyorum.

Şükran, giysilelerle ilgili  çok ilginç bilgiler toplamışım. Bu gün arşiviminden onları çıkartarak seninle paylaşıyorum.

“Pelerin vazifesi gören peştamal, buna(mahrama) denir. Bunun altına giyilen eteklikse(kıvrak) adını alır. Bir kız veya bir kadın ilgiduyduğu erkeğe ilgisin hareketleriyle ifade etmek istediğinde:

Kız: kadın mahramasını üst üste iki defa açarsa sana yanıyorum.

-Kıvrağın eteğini birkaç defa kaldırır bacağını gösterirse, ne vakit gideceğiz.

-Vücudunu rüzgara doğru açarsa: Vücudumun güzelliğine bak, korkma demektir.

-Vücudu bu açık vaziyette iken: Göz kırpar ve önüne doğrueğilirse: Gel beni öp.

Anadolu insanın söylemleribitermi arkadaşım işte aylar için de söyledikleri:

Mart: Sizi çılgınca seviyorum.

Nisan: Sevilmeye muhtacım.

Mayıs: Bir öpücükisterim.

Haziran: Sevgilim ne kadar güzelsin.

Temmuz: Aşkın bacayı sardı

Ağustos: Kalptenolan sevgimi kabul ediniz.

Eylül: En dürüst şekilde okşanmak isterim.

Kasım: Bana sizi hatırlatacak bir şey gönderiniz.

Aralık: Canım sıkılıyor.

Ocak: Muhabbetimi sunarım.

Şubat: Bu akşam sizi beklerim.

Ah Şükran, gittikçe sevgisizliğin yok olduğu günleri, ayları, yılları yaşıyoruz

Oysa, arkadaşımıza- çocuğumuza her gün seni seviyorum diyerek sıcacık sarılsak. Dünyadan savaş adını silebilsek. İşte o zaman sonsuz mavilikten sevgi yağmurları yağar.

ArkadaşımYunus’un dizeleriyle mektubumu noktalıyorum:
SEVELİM SEVİLELİM:

Share
86 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sevim GÜNGÖR yazdı… “TEKEL BİNASI”

    18 Mart 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

              Manisa’daki Cumhuriyet dönemine ait kamu yapılarından İstasyon Binası ve Hükümet Konağı’nın ardından bugünkü yazımın konusu Manisa Tekel Binası’dır. Cumhuriyetin ilk yıllarına (1926) tarihlenen yapı, Utku Mahallesi’nde sevgi yolu denilen yol üzerindeki meydanda bulunur. Eski Tekel Binası günümüzde İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü olarak işlevini sürdürür. İki katlı inşa edilen yapının güney doğu cephesi pahlanmış ve yapıya giriş buradan sağlanmıştır. Meydana bakan girişin üzerinde balkon yer alır. P...
  • Gülçin HAZIR yazdı… “DİRİLİŞİN ADI ÇANAKKALE”

    17 Mart 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

            Bir destanın adıdır Çanakkale. Çanakkale Zaferi tarihin akışını değiştiren bağımsızlığı uğruna canını vermekten çekinmeyen Türk Milletinin kahramanlık destanıdır. Çanakkale Zaferi ulusumuzun bütün varlığıyla özgürlük ve bağımsızlık uğruna verdiği mücadelenin sembolüdür. Çanakkale savaşları sıradan bir mücadele değil, Türk Milletinin gösterdiği yüksek fedakarlığın ve kahramanlığın abidesidir. Atatürk’ün askeri dehası, Türk askerinin vatan sevgisi ve bağımsızlık inancı zaferin temelini oluşturmaktadır. Tarih...
  • Taner GÜZEY yazdı… “TANER GÜZEY İLE MODA SERÜVENİ”

    17 Mart 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

              Senden ayrı yaşayamam Çünkü çok sevdim seni Hasretine dayanamam Sen de terk etme beni Ancak bütün güzellikler, iyilikler saygı, sevgi ve daha neler neler bizleri bir bir terk ediyor. Bu da ne demek demeyin bana gerçeklerden kaçamazsınız ve saklanamazsınız. Peki o zaman ne yapacaksınız işte yine sırası geldi birbirinizin yüzüne bakın derler bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim ve de tam sırası kıyafetlerinize bakın. Bakalım ne göreceksiniz. Çünkü parasını verip aldığınız kıyafeti ...
  • Tahir Hamdi ORAL yazdı… “YAŞANMIŞ BİR HİKAYE”

    14 Mart 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

              Biz buna devrimci olmak diyoruz.... Mexico City’de 200 metre finali koşulmuş. Amerikalı (siyah) atletler Tommie Smith ile John Carlos birinci ve üçüncü gelirken, ikinciliği Avustralyalı (beyaz) Peter Norman kazanmış. Madalya töreni için bekledikleri sırada, Carlos, Peter Norman’ın yanına gelerek sormuş; ─ İnsan haklarına inanıyor musun? ─ Evet, inanıyorum. ─ Peki ya Tanrı’ya? ─ Bütün kalbimle... Bunun üzerine, iki siyah atlet kafalarındaki eylem planını açık...