logo

reklam

Bedriye AKSAKAL yazdı… “KENT SAVAŞÇISI”


admin
bilgi@manisahabergazetesi.com.tr

 

 

 

 

 

 

Sevgili Şükran, uykumun dağlara saklandığı geceler arada bir albümlerin sayfaları arasında dolaşırım.  Bir fotoğrafta sen, ben ve Ahmet Telli. Telli, senin elini dost sıcaklığıyla tutmuş. Tümümüzün bakışında sevgi var. Diğer bir fotoğrafta yine birlikteyiz bu kez yanımızda can oğul dediğim Tuğrul Keskin bulunmakta. Bu fotoğrafların yanında da Manisa Haber gazetesinde yazdığım yazı:

“Ahmet Telli Manisa’ya geldiğinde, nefis yorumuyla gecede  şiirlerini okurken, bizleri şiirlerinin kanatları altına almıştı.” demişim. Şairimizin o gece söylediklerini de not etmişim.

“Ben hiçbir şey söylemedim” derken dizeleriyle o kadar çok şey söyledi. Ahmet Telli:

“… Bilgi ırmağının girdaplarına gelince; bilgiyi ve kutsanan hiyerarşisini hırpalayan kunduzlarla karşılaşırız orada; kunduzlar akıntıya karşı bir yol bulurlar kendilerine. Irmağın sesinden şarkılar, şarkılardan da yurtsuzluk edinirler. Kunduzdur onlar; ırmağın aklı karışır, denize ulaşmayı unutur bazen. Düşçüdür kunduzlar, düş kurmayı ve yalnızlıkta çoğalmayı bilirler. Hayat ile kendi aralarına konulan engelleri, çavlanların sesinden edindikleri şarkıya benzer itirazları ile aşarlar. Onlar, yeryüzünün iyimserliğidirler ki, yakınmaları yoktur, pişmanlıkları da… Ve onlardan biri suların kulağına şöyle fısıldar sanki:

     -Ben hiçbir şey söylemedim!” O geceyi anımsıyorsun değil mi arkadaşım.

      Telli’yi bir kez de Salihli Şiir İkindileri’nde dinlemiştim.

Şiirinde destanlardan izleri olan şair Ahmet Telli , ‘hüznün

harmaniyesine’ sarılarak geldiği Salihli’de, “Şiir İkindisi”nin onur konuğuydu.

Dinletide söylediklerini de not etmişim.

      “Soluk soluğa yaşamak” diyen Telli, çocukluğunda, ninesinden dinlediği binbir gece masallarıyla büyüdü. Belki de o masalları dinlediği için yüreğinde ki sevgi çocuk gülüşü gibi çoğalıyor. Sevdaya kuşandığında ise , Şehrezat’ın sesini aradı:

“O sesi yakalayabilmek için galiba yazmağa başladım. Çünkü Şehrezat binbirinci gecenin sonunda sözünü bitirmişti. Bin ikinci gece de vardı. Bin ikinci geceyi ben başlayıp, benim anlatmam gerekiyordu, bizlerin anlatması gerekiyordu. Galiba hala bin üçüncü geceye geçemedik ki kendi sesinin titrediğini, acısızlığını… görmek gerekir. . Beni besleyen o ses olsa gerek, Şehrezat’ın sesi olsa gerek. Şehrezat sanki benim o ninemdi. Ya da ninem  o Şehrezat’tı…” Hüznün şairi konuştukça, ardına sorular ulandı.  Destan konusuna da yanıtı şöyle oldu:

“Destanlara gelince, destanlar döneminde bilirsiniz Tanrılarla, Tanrıların kavgası vardır. Tanrılardır âşık olan, Tanrılardır doğuran. Tanrılardır ne varsa ama Demodöüs Tanrılardan ateşi çalıp, insana verdiğinde ve ilk köle saydam bir  suda kendi yüzünü gördüğünde, insan olduğunu fark etti. Prometes’in ateşi bir de su. Ve tanrılarla insanın kavgası başladı… Bilirsiniz Gılgamış kılıcını çekip öküzüne doğru sallıyor. Gerçi yukarısı sizin ama burası benim. Belki ölümsüzlük orada kalmıştır. Gılgamış ölümsüzlüğün peşine düşmüştür; ama ölümsüzlüğü bulmasa da ölümsüzlüğü bulma yolunda çok önemli bir hareket yapmıştır… Tanrıların kendi yurdunda gökyüzünde kaldığı ve insanın yeryüzünde kendi yüzünü gördükten sonra ki serüveni adalet- vijdan- refah merhemet… Üzerine ki bunların kaybolduğu zaman içersinde büyük savaşlar olmuştur. İşte o vijdan- merhamet- adalet duygusu ve vefa…o su için yazılanlar,  benim için destandır…”

Sevgili Şükran, bir tarafında destan bir tarafında aşk olan Telli  taş baskı kitaplardan başlayarak günümüze dek geçen serüveni  dile getirirken, kültür konusuna da değindi.  Şu anlamlı sözcüklerle tümcesini noktalamıştı:

”…demokratik kültürünü yanımıza  alıp daha çağdaşlaştırmak gerekmektedir yoksa körü körüne gelenekçilik bizi çağdaş olmayan gerici kültüre  götürür.”

Bu konuyu bir araya geldiğimizde konuşalım. Sevgili Şükran, bence çok önemli bir konu.

Şükran yanımda olmanı öyle çok isterdim ki. Ben yine yazdıklarımı senin bıkmayan sabrınla okuduğun mektup yazmama dönüyorum. Şairimiz, o gece davudi sesiyle şiirlerini okumuştu.  Ahmet Telli’nin dizeleri o gün sağımda solumda beni sarıp sarmalamıştı:

Söz de ürperiyor kalın ve soğuk

Karanlığa gömülüp giderken şiir

Bizi kendine çeken dip, oradaydı

Yazın bittiği ve siyahkar bir aşk

Öyküsünün anlatıldığı yerde

Ufkun kalbine çöktüydü tuhaf yaz

Unutuşun uçurumuna düşmüştü

Şimdi yine zifiri kelimeler sızıyor

Düşünsem hatırlarım dediklerimi

Ki unutuldu sanılmasın dünkü öykü

Hani bir aşkın güzle solup gittiği.

Şükran, rahmetli Şerif(Şükran’ın eşi), Cumhuriyet Gazetesi’nin kitap eklerini bilirsin büyük bir titizlikle saklardı. Bir gün bana bir kitap ekini vermişti. Ekte İsmail Mert Başat’ın, AhmetTelli için yazdığı yazı vardı. Başat ne demiş şairimiz için:

“Ahmet Telli’ye dair, müthiş ilgim çeken bir şey var; Telli’nin özellikle seksenli yıllardan bu yana medyatik isimleri kıskandıracak genişlikte, daha önemlisi istemeni hiç eksiltmeyen bir okur tabanı var…

Ahmet Telli Anadolu’dan damarlansa da bir kent savaşçısıdır;  ayakları kente basar ama kente, kente karşı akınlar düzenleyen bir uçbeyidir…”

Biliyorsun Telli yazın kitaplarıyla  da okura çeşitli yaşamlar sunmuştur. Bu arada, Ankara’da şairimize yapılan saldırıyı kınıyorum.

Sevgi Şükran, “hayatına ülkesini ekleyip duran şaire bizden selam olsun.

Canım arkadaşım, seni öyle çok özlüyorum ki bazen istediğim gibi yazamıyorum diye kendime kızıyorum. Neden yazamadıklarımı sen biliyorsun. Ah bir gelsen de sabahlara dek seninle edebiyatın ırmağında dolaşsak. Özlemlerim yumak oldu. Sevgiler herkese.

Share
48 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Gülçin HAZIR yazdı… “HOŞ GELDİN YA ŞEHRİ RAMAZAN”

    12 Mayıs 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

              Merhaba sevgili okurlarım. Daha ramazan ayına elveda diyeli bir yıl oldu ama dün gibidir aklımda. Allah’a binlerce şükürler olsun ki yine baharın gelişi ile doğanın uyanmasına tanık olduğumuz bugünlerde hoş geldin ya şehri Ramazan. İnsanın ruhuna huzur veren doğadaki uyanan onlarca çiçeğin kokusuna ve tüm güzelliklerine eklenen Ramazan ayının huzur veren kokusu. İnsanın nefsini terbiye etmek, aç olanın halini anlamak, bizlere yüce yaradan Allah tarafından sunulmuş olan nimetlere şükretmek ve en ö...
  • Taner GÜZEY yazdı… “TANER GÜZEY İLE MODA SERÜVENİ”

    12 Mayıs 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

            Gün be gün yaşanan o hatırayı Unutup bir yana atmak olmaz ki Gönül yarasına yoksa ilacım Talihe boş yere çatmak olmaz ki Ölsem de kurtulmam ben bu acıdan Aşkın ateşinin içinde yanan Sensin beni halden hallere koyan. Tanrı’ya gücenip küsmek olmaz ki Beste: Avni Anıl Güfte: İlkan San Makam: Hicaz Güne böyle başlamayı uygun buldum. Doğrusu pek huzurlu ve rahat olduğum söylenemez. Moda tasarımcısı olmama rağmen bin işin içinde çıkamıyorum. Toplum ne yapıyor bilemem. Bahar geldi de neredeyse...
  • Tahir Hamdi ORAL yazdı… “KISSADAN HİSSE…”

    10 Mayıs 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

              O kadar yoğun bir zamandayım ki  , toplantıya yetişeceğim atladım bir taksiye. Muhabbetli bir arkadaş o anlatıyor ben dinliyorum. Tam iş yerinin önüne geldik. Ankara bakanlıklar.  Taksi parası 9.75 tl tuttu. Ben 10n tl verdim. Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya , taksici üstünü arıyormuş gibi yapar , siz de para üstünü alabilmek içöin bir ayak dışarıda , inmemek için debelenirsiniz. Tam bu sırada  şoför para üstü varmı diye aranmaya başlar. --üstü kalsın kardeşim dedim. Döndü bana baktı  …va...
  • Gülçin HAZIR yazdı… “İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİN ÖNEMİ”

    05 Mayıs 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

              Değerli okurlarım; bugün sizlere günümüzde teknolojideki baş döndüren gelişmelerin beraberinde getirdiği sanayileşmenin artması ile birlikte üretimin en önemli faktörü olan çalışanların sağlığı ve güvenliği ile ilgili ortaya çıkan sorunlardan bahsetmek istiyorum. Peki nedir bu kavram? İşçileri iş kazaları ve meslek hastalıklarından korumaya yönelik önemleri almak ve işçileri bu konuda bilgilendirmek İş Sağlığı ve Güvenliğinin temelini oluşturur. İş kazaları ülkemizde çalışma hayatını ve sosyal gü...