logo

reklam

BABİL KRALLIĞI


Haydar Aksakal
ahaydaraksakal@hotmail.com

Babil, Sümer ve Akad topraklarında MÖ 1.894 yılında Babil kentinin etrafında kuruldu. Babylonia ve Kral Hammurabi özleşti.
“Babil, MÖ ikinci bin yılında kurulan Sümerlerin Başkentidir. MÖ 2004-1595 tarihleri arasındaki Babil’e araştırmacılar Hititlerin yağmalamasına kadarki döneme “Eski Babil ” adını taktılar. “(1) (sayfa: 8)
Sümerler bütün bölgeye hakim oldu ve güçlendiler. Kralları Hammurabi, koyduğu yasalar ile ünlendi. Sümer ülkesinde adı ön plana çıktı.  MÖ 1.728-1686 yılları arasında hüküm sürdüğü  söyleniyor. Babil kentinin etrafı surlarla çevriliydi.
Devleti’nin merkezi Irak’ın El Hilla beldesi üzerinde, Kuzey Babil Devleti ise, Şırnak İli, İdil İlçesi güneyinde kuruldu. Oraya da Babil ismi verildi. Halkın büyük bir kısmı Sami ırkından oluşuyordu.
Birden fazla tanrıya ve anlatılan Sümer kaynaklı mitlere inandılar, evrenin ve insanların yaratılışını konu alan destanlara ilgi duydular. Kralları, baş Tanrı Marduk’un temsilcisiydi. Marduk dışında toprak, su, gökyüzü, Güneş ve Ay tanrılarına taptılar. Babil ve Asurluların beraber inandıkları diğer baş tanrıları İştar’dı. Zamanla Afrodit’le özdeşti.
Sümerlerin kullandığı yazı, bilinen en eski iletişim aracıdır. Tabletlerin üzerindeki yazı karakteri resimlerden oluşuyordu. Zamanla… Babillilerin kullandığı çivi yazısına dönüştü. Tabletlerin üzerindeki yazılar din, matematik, yasalar ve bilim konularını içeriyordu.

fft16_mf2488467
Babil’den söz edilince; Babil Kulesi akla gelir. Tüm kutsal kitaplarda ve yerel efsanelerde adı geçer. Tanrı Marduk adına, 90 metre yüksekliğinde kare şeklinde, yedi kat basamaklı olarak, Tanrıya ulaşmak için inşa edildiği söylenmektedir.
Tanrı, aynı dili konuşan, kendisine ulaşmayı ve tanrılar gibi olmayı düşleyen insanlara kızar. Dillerini karıştırır ve birbirleriyle iletişim kurmalarını engeller. Babil Kulesi Süleyman Peygamber tarafından yıkıldığı ve aynı dili konuşan insanları 72 bölüme ayırdığı söylenir. Büyük ozan Yunus Emre’de; “72 millet bir saymayan bizden değildir” diye söyler.
Müslümanların Kutsal kitabı Kur’an da, 102. Ayet olan Bakara suresinde Babil Kenti’nden söz edilir. Harut ve Marut isminde iki melek Allah tarafından kente gönderilir. İnsanların imtihan edilmesi gerekmektedir. Melekler insanlara sihir öğretir ve bunun küfür olduğunu söyledikleri halde, insanlar sihirleri öğrenmekte ısrar ederler…
MÖ 7. yüzyılda, Kral Nebukadnezar, sıla hasreti çeken karısı Semiramis için Babil Bahçelerini yaptırdı. Mezopotamya çölünün ortasında, suların aktığı yemyeşil bahçeler içinde egzotik bitki ve çiçeklerin bulunduğu çok katlı bahçeler oluşturdu.

15-babil-tanrilari

Hükümranlığı döneminde Kudüs’ü iki kez işgal etti. İsraillileri Babil kentine esir olarak getirdi. MÖ 625-539 yılları arasında hüküm sürdüğü söyleniyor. Kentte yapılan arkeolojik kazılarda MÖ 6.000 yıllarına ait, tanrıların varlığını işaret eden kerpiç bir yapı bulundu.
Amasyalı Coğrafyacı Strabon der ki: “Bahçeler birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluşuyordu. Bunların içleri çukurdu ve büyük bitkilerin ve ağaçların yetişebilmesi için toprakla doldurulmuştu. Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş tuğla ve asfalttan yapılmıştı. Yüksekteki bahçeleri sulamak için Fırat Nehri’nden, zincir pompalarla su yukarılara çıkarılıyordu. Bu şekilde üst seviyelere taşınan su, bahçeleri sulayarak teraslardan aşağıya doğru akıyordu”
Babil krallığında toplumsal hukuk önemli bir yer tutar… “Eğer bir kişi hırsızlık yapar ve yakalanırsa ölüme mahkum edilir. Hırsız yakalanmazsa, soyulan kişi bir tanrı huzurunda neler kaybettiğini resmen ilan eder ve hırsızlığın meydana geldiği kent ve kentin reisi, kaybolan malı kişiye tazmin eder.” (2) (sayfa: 24)
Sümer mitolojisinde Enki adında bir tanrının varlığından söz edilir. Daha sonra onun yerini Marduk alır. Marduk, Babil inancında yerin ve göğün tanrısıydı. Asur ve Babil topraklarında ki insanların ortak olarak inandıkları tanrıları sayısı 5.000’e ulaşıyordu.
“Babil krallığı Perslerin MÖ 547 yılındaki saldırıları karşısında düşmüş MÖ 539 yılında da tamamen Perslerin egemenliği altına girmiştir. Bu tarihten sonra Pers krallığına bağlı bir kent olarak kalmıştır.”  (2) (sayfa: 14)
Daha sonra da Büyük İskender kenti kuşattı. MÖ 323 yılında Nebukadnezar’ın sarayında öldü. Kent daha sonraları Seleykosların eline geçti.
Hammurabi tabletlerinin çevirisini Türk Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ ile birlikte Samuel Noah Kramer yapmıştır.
Arkeolojik kazılarda bulunan tabletlerde yer alan Tufan ile ilgili öykü, Gılgamış destanıyla birleştirilmiştir. Gılgamış, MÖ 2.700yılları civarında hüküm sürmüş, yüz yıl yaşamıştır. Ninova kentinde bulunan tabletlerde 300 dizenin yer aldığı görülmüştür. Gılgamış devri şiirsel olarak anlatılmıştır. Tabletlerdeki ifadelere göre destanın, Gılgamış’ın ölümünden 1.000 yıl sonra yazıldığı belirtiliyor.
Kaynakça: (1-2) Babil Babil’in çocukları, Ali Narçın, Siyah Beyaz Kitap, I.Baskı, 2016, İstanbul

 

 

Share
576 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ÇEK BİR ÇAY, DEMLİ OLSUN

    18 Kasım 2016 Köşe Yazıları

    Hayat kaynağımız sudan sonra en çok tükettiğimiz içecek nedir diye sorsam, zannediyorum çoğumuz hiç düşünmeden çay yanıtını veririz. 5000 yıllık bir geçmişi olan çay ile tanışmamızın mazisi 100 yılı bulmaz. 1937 yılında verimli dikimin başarıldığı,1947 yılında  ilk fabrikanın açılması ile Çay  hayatımıza bir girmiş pir girmiştir. Dedelerimizin bilmediği yani hayatımızda, kültürümüzdeki yeri, eski olmayan bir şey nasıl olur da bu kadar vazgeçilmez olur. İçerken de, demlerken de hakkını vermek gereken çayın nasıl ve nereden hayatımıza girdiğini d...
  • HABER’İMİZ

    18 Kasım 2016 Köşe Yazıları

    Yazı yazmak için erken bir saat. Saat 07.00 uykum Spil’in ardına saklandı. Yatakta bir sağa bir sola dönerken gazetemiz Haber’i düşledim. Akşam ağabeyim eve geldiğinde Haber ve Hayat’ın el değiştirdiğini söylediğinde yirmi yıl yazı yazdığım gazetemizde geçen günler bir sinema şeridi gibi gözlerimin önünden geçti. 4 Aralık. 1996 yılında Manisa’ya “merhaba” demişti gazetemiz. Bu yirmi yıl içinde haftada üç dört gün yazı yazıyordum. Yazı yazdıkça Haber’de çalışanlarla, köşe yazısı yazanlarla yekvücut olmuştuk. Gazete kurucuları Ağarlar’ın zarif...
  • ŞİİR HEP ŞİİR

    16 Kasım 2016 Köşe Yazıları

    Sevgili Şükran, bu mektubumda da yine şiir, şiir diyorum. Yaşamını ne ile örmek isterseniz dediklerinde verdiğim yanıt her zaman  şiir olmuştur. Şiir seven insanın yüreği hep aydınlıktır. Bakışları daima ileridir. Usunda hep bilim ilim vardır. Şiiri bana sevdiren babamı burada saygı ile anmak istiyorum. Canım arkadaşım, sağım solum şairlerle dolu. Yine anılarımın peşinde Salihli Şiir İkindileri'ndeyim. Salihliler ne değin şanslılar ki, Zafer Keskiner ve Şadan Gökovalı ile şiirin dünyasına girdi. Şimdiki çocuklar ve gençlerde Salihli’de geçmi...
  • GÜNLÜK HAYATTAN YANSIMALAR

    15 Kasım 2016 Köşe Yazıları

    Eski Manisalıların bir sözü vardır: "İnsanın tatlı dilinden başka güzel nesi var?" * Bizim kuşağın Manisa Lisesi yıllarında öğretmenlerimizden ve büyüklerimizden hep böyle güzel sözler duyardık. Bu sözler günlük sohbetlerde sık sık kullanılırdı. Sohbetleri, çoğu kez, Hacı Bektaş Veli'nin "İncinsen de incitme. Her ne ararsan kendinde ara!" sözü izlerdi. * Bilindiği gibi: İnsan, doğası gereği  çok yönlü ve karmaşık bir varlıktır; başka bir ifadeyle, insan, küçük bir dünyadır, küçük bir evrendir; aynı zamanda insan, dünya kadar, evren kadar ...