logo

reklam

Ali Haydar AKSAKAL yazdı… “MOSTANE… SİPYLOS DAĞI’NDA BİR KENT”


admin
bilgi@manisahabergazetesi.com.tr

 

 

 

 


Mostane Antik Kenti, Sipylos Dağı’nın kuzey topraklarında dağlık bir arazide kuruldu. Sülüklü Göl (Tantalos Göl) dediğimiz, dolin gölüne çok yakın bir yerde…   

Tantalis Kenti’nin bir depremle yok olmasından sonra insanların yerleştiği ve hayat bulduğu yerlerden birisiydi.

Mostaneliler çeşmeleri, değirmenleri ve hayvanlarıyla Sipylos Dağı’nda özgürce yaşadılar.

Mezarlıklarını yaptıkları sanat eserleriyle süslediler. Lahitler ve kaya mezarları onlardan kalan kültür mirasıdır. Kullandıkları okların ucunda kurşunlar vardı.

Doğal afetlerde onların yaşam bulduğu yerleşim yerleri yıkıldı. Mostane kenti tarih sahnesinden silindi.

Bıraktıkları eserlerin çoğu da hazineciler tarafından yağmalandığı söyleniyor.

Günümüzde çeşmeleri, mezar taşları ve kaya mezarları kültür mirası olarak kaldı.

Mostane bir Lidya kenti. Adına para basıldı, adının geçtiği yazıtlar bulunmuştur. Kent için çalışanların heykelleri dikilmiş ve dağlık bir arazide atlı arabalar kullanmışlar.

Çeşmebaşı Köyü’nden, güneye doğru gidildiğinde Kurşunlu Bölgesi’ne ulaşılır. Süleymanlı Tepesi’nden Ören Tepesine, Deliklitaş’a, Bakacak Kalesine ve Yarıkkaya’nın Güneye doğru üzerinde uzanan bölümlerinde tarihin izleri görülür.

Deniz dibinde biriken tortuları yükselmesiyle oluşmuş, içinde midye kabuklarının bulunduğu oluşumları da bu bölgede görülmektedir.

Harika bir manzaraya sahip Bakacak Kalesi’nde, insan yapımı kale duvarları görülmektedir. Mostane Kenti’nin kuzeyden gelecek bir saldırılara karşı gözetleme yeri olarak kullanılmış.

Kentin mermer çeşmelerinde günümüzde de su akıyor.

Çeşmeler üzerindeki rölyefler ve çeşmenin bazı bölümleri hazineciler tarafından yok edilmiş.

Çeşmelerin bulunduğu bölgede sütun başları, pişmiş tuğla ve kiremit parçaları ve çevrede kaya mezarları görülmektedir.

Bölgede, çok eski bir yerleşimin izleri var. Ssaray, tapınaklar, mezarlar, şapel ve kiliseler de yoklar arasında.

Duyarlı insanlar olarak gördüklerimizi Manisa Müze Müdürlüğüne bildirdik.

Kayıtlarında böyle bir yerin olmadığını söylediler oysa kent adına para basılmıştı…

Mostane Kenti ve civarında yaşayan, ilk yerli halkının kimler olduğu günümüzde de bilinmiyor.

Tantalos Krallığı soyundan gelen kişiler burada da yaşamış olabilir…

Tarihin arka bahçesinde kaybolan bir yerleşim yerinin ortaya çıkarılmasına vesile olmuştuk. Daha sonra bölgeye Manisa Müzesi’nden ve sit kurulundan arkeologlarla gittik.

Tescili yapıldı mı yapılmadı mı bilmiyorum.

Doğaya uyum içinde yaşam sürerken, depremlerde tarihin derinliklerinde kayboldular. Tantalos Gölü (Sülüklü Göl) üzerinde uçan beyaz kartallar, bir kuğu gibi Mostane kentinin üzerinde de süzülmüşlerdi.

Pausanias Tantalos Gölü üzerinde uçan beyaz kartalları gördüğünü söylüyor.

Tantalos Gölü’nün doğu yakası, Ören Pınar yöresinde de yerleşim izleri var.

Gürle Bölgesi’nde doğa harikası anıt çınar ağaçları ve karşı yamaçlarda yer alan mağaraların içinde ve dışında haç resimleri, içlerinde de oturma yerleri ve merdivenler var.

Hristiyanlığın ilk döneminde bu mağaralarda saklanan din adamlarının bu bölgeyi yerleşim yeri olarak kullandıkları söyleniyor.

Alman Araştırmacı Peter Hermann Çal dağı Bölgesi’nde uzun yıllar araştırmalar yaptı. Dağın güney kısımlarının Mostane Kenti’ne ait olduğu söylenmektedir.

Share
130 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Gülçin HAZIR yazdı… “KÖY ENSTİTLERİNİN 79. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN”

    21 Nisan 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

            “Cumhuriyet tarihinin en önemli eğitim kurumlarından olan Köy Enstitüleri, kuruluşunun 79. Yılını kutluyoruz.” Türk eğitim tarihinde önemli bir devrim yaratan Köy Enstitüleri köye öğretmen ve köye yararlı diğer meslek erbabını yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940 yılında 3083 sayılı yasayla Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı ve İsmail Hakkı Tonguç’un önderliğinde kurularak, genç Türkiye Cumhuriyetinin aydınlanma yolunda en önemli eğitim hizmeti olmuştur. Köy Enstitüleri savaştan çıkmış, viraneye dönmüş, ...
  • Taner GÜZEY yazdı… “TANER GÜZEY İLE MODA SERÜVENİ”

    21 Nisan 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

            Sormadın halimi hiç kalbimin esrarı nedir Çekerim aşkını çılgın gibi ben kaç senedir Ölmeden ruhuma sen bari biraz neş’e getir Çekerim aşkını çılgın gibi ben kaç senedir. Makam: Hüzzam Beste: Selahattin Pınar Güfte: Mustafa Nafız Irmak Gözlerim hiç yalan söylemez, toplumsal çöküntü var mı yok mu demeye gerek yok. Görünen köy kılavuz istemiyor maalesef. Etrafıma baktığım zaman çok dejenere olduğu kesin. Gerçek şu ki eğitim anne rahminde başlıyor. Devam eden bir süreç ama sonuç ne oluyor bi...
  • Hakan AĞAR yazdı… “PLANINIZ VAR MI? AÇIKLAYIN YOK MU? BIRAKIN”

    18 Nisan 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

            Geçtiğimiz hafta yazdığım köşe yazısı Manisaspor sevenlerini duygularını dışa vurmaya itmiş. Neler neler olmadık ki; Yalakanın alası, paralı, kiralık kalem, Manisaspor düşmanı ve birçok yeni sıfat. Köşe yazısı yazmaya başladığım dönemden beri her zaman benimsediğim bir lafı hatırladım; Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar. Ancak fark etmez, biz doğru bildiğimizi de yazmayacaksak zaten bu mesleğe layık değiliz demektir. Benim son köşe yazıma aldığım tepkilerden çıkarttığım 4 net saptamam var; 1- Manisas...
  • Bedriye AKSAKAL yazdı… “DOSTLAR”

    18 Nisan 2019 Genel, Güncel, Köşe Yazıları

              Bir taraftan bilgisayarla dostluğumu sürdürürken, diğer taraftan en yakın dostlarım yine kitaplarım oldu. Sevgili Şükran, uzun bir süredir polisiye ve macera  romanı okumamıştım. Ağırlıklı olarak okuduklarımın tümü yakın tarihimizle ilgili ve birde tat bırakan romanlardı. “Leyleklerin Uçuşu “ adlı serüvenlerle dolu kitabı okuyunca gençliğime bir kez daha yol aldım. Başımda kavak yelleri estiği dönemlerde, ne çok macera ve polisiye kitapları okumuştum. Özellikle Mayk Kambırları. O kitapları okuya...